8. Sınıf Metin Türleri Konu Anlatımı

1. Deneme

Herhangi bir konuda kişisel görüş ve düşüncelerin anlatıldığı yazı türüdür.

Özellikler

Konu sınırlaması yoktur. Her konuda deneme yazılabilir.

Yazar, anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir.

Samimi bir dil kullanılır.

Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir anlatım sergiler.

Kişisellik ve kendine özgülük söz konusudur.

 

Örnekler

Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş, daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı pek bilmiyoruz. Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır. Oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır. Bir aileyi yönetmek bir devleti yönetmekten hiç de kolay değildir. Ruh nerde bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur; ev işlerinin az önemli olmaları, daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş olmuyoruz.

Yalnızlık, Montaigne

 

2. Makale

Bir tezi savunmak, bir gerçeği açıklamak ve bilgi vermek amacıyla yazılan yazılardır.

Özellikler

Anlatım, nesnel bir nitelik taşır.

Bilimsel verilerden yararlanılır.

Ele alınan konuyu kanıtlamak esastır.

Gazete ve dergilerde yayımlanır.

 

Örnekler

Görsel algı ile dil arasındaki ilişkileri gösteren ilk deneyler 1990’larda yapılmıştı. Rochester Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacı, deneklere gösterdikleri farklı görüntülerdeki çeşitli nesnelerin isimlerini söyleyip gözlerinin hareketlerini teknolojik cihazlarla takip etmişlerdi. Bir insanın gözlerini belirli bir nesneye odaklaması yaklaşık 200 milisaniye sürer. Ancak deneyler sırasında insanların isimlerini duydukları nesnelere odaklanmasıysa, telaffuz tamamlandıktan sonra, ortalama olarak 145 milisaniye sürüyordu. Bu durum insanların kelimenin tamamını değil henüz ilk hecelerini duyduktan hemen sonra gözlerini odaklamaya başladığını gösteriyordu. Yine bu çıkarımı destekleyen başka bir gözlem, görüntülerde ismi telaffuz edilen nesneninkine benzeyen başka nesneler olduğunda ortalama odaklanma süresinin uzamasıydı.

Bilim ve Teknik Dergisi

 

3. Fıkra (Köşe Yazısı)

Günlük olaylarla ya da toplumun sorunlarına ait herhangi bir konu üzerinde yazılan yazılardır.

Özellikler

Gazete ve dergilerde yayımlanır.

Toplumu ilgilendiren güncel olaylar ele alınır.

Deyimlere, atasözlerine ve nükteli sözlere yer verilir.

Ele alınan konu, kanıtlanmaz.

Açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.

 

Örnekler

Beni etkileyen öyküler, romanlar hep yağmurlu günleri anlatanlardır. Hikâyeler ona göre yazılır.Daha açığı yağmurdur odasında oturup pencereden bakan bir yazara yazdıran. Sıkıntılar, acılar kapının önünde beklemektedir. Dalarsın damlayan gözyaşlarına. Her an canlanır içinde, geçmişte kalmış ama bugüne yetişmek için koşa koşa gelen bir mevsim. Fırtınalı yağmurlar insanı uyuşturur, alır seni geçmişteki bir anıya götürür. Çok severim yağan yağmurda yürümeyi. Islansam da vız gelir. Derken bir bomba gibi patladı Akyaka’nın deli rüzgârı. Ev sarsıldı, ben yerimden oynadım.

İyi oluyor, bazen doğa coşuyor, deliriyor, çıldırıyor ve bizleri de çıldırtıyor. Dertlere dert katan bir güz dünyası bu.

Yağmurlu Bir Gün, Cumhuriyet gazetesi, Oktay Akbal, 20 Mart 2014

 

4. Söyleşi (Sohbet)

Kişisel görüş ve düşüncelerin, okuyucuyla konuşuyormuş gibi samimi bir şekilde yazılan yazılardır.

Özellikler

Üslup, oldukça samimidir.

İlgi çeken konular ele alınır.

Okuyucuya soru sorularak karşılıklı konuşma havasına girilir.

Yazar, anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir.

 

Örnekler

Asık suratlı insanlardan hoşlanır mısınız desem tabii bana gülersiniz. Zaten ben de biraz gülmeniz için söze böyle başladım. Güler yüze ve gülmeye dair olan bu konuşmayı asık suratla dinlemenizi istemem tabii. Konuşurken söze başladığınız sırada karşınızdakinin kaşlarını çatığını, asık bir suratla sizi dinlediğini görürseniz konuşmak hevesiniz kırılır. Lafı kısa kesip bu tatsız sohbeti bir an önce bitirmeye bakarsınız. Bir de karşınızdakinin sizi güler yüzle dinlediğini, hata araya biraz da tatlı söz karıştırarak sohbete renk verdiğini görecek olsanız konuştukça konuşacağınız gelir.

Eşref Saati,Şevket RADO

 

Örnekler

Kardeşinizi seviyor musunuz? Bu da soru mu, diyorsunuz. Kardeşini kim sevmez ki?.. Peki, kardeşinizin hayatınızdaki yeri ile ilgili hiç düşündünüz mü? Kardeşiniz; aynı anne babayı, aynı çatıyı, aynı yemeği paylaştığınız ilk arkadaşınız. Onun değerini bilin. Hayat, sevinçleri ve sevgileri paylaştıkça güzel! Kardeşler de bu paylaşımları yapabildiğimiz en önemli kişiler.

 

5. Hikâye (Öykü)

Yaşanmış ya da yaşanabilir olayların anlatıldığı kısa yazı türüdür.

Özellikler

Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olaylar ele alınır.

Olay örgüsü, şahıs kadrosu, yer ve zaman unsurları belirtilir.

Kısa soluklu eserlerdir.

Karakter sayısı azdır.

Serim (giriş), düğüm (gelişme) ve çözüm (sonuç) bölümlerinden oluşur.

 

Örnekler

Sermet Bey bir hafta sonra kalabalık ailesiyle köşke taşındı. Halis bir zevk ehliydi. Her gece çalgı çağanak, yemek, içmek, keyif, sefa gırla giderdi. Daima akrabalarından kadın, erkek, dört beş misafiri bulunurdu. Sermet Bey Türkiyeli idi. Fakat Avrupalıların “Gündüz cefa, gece sefa” düsturunu kabul etmişti. Çocukları mektebe giderlerdi. Kızlarını büyük ticarethanelere kâtip diye yerleştirmişti. Karısı kız mekteplerinde piyano dersi verirdi. Evde çalışmayan yalnız yetmiş beşlik annesiydi. O da mutfağa, hizmetçilere, filan bakardı. Yemeğe gece yarısına yakın yerler, yemekten sonra hiç oturmazlar, hemen yatarlardı. Aradan on beş gün geçmedi. Bir gece aşağı kattan bir çığlık koptu. Hizmetçi Artemisya, avazı çıktığı kadar haykırarak yukarı koştu. Arkada, çamların arasında beyaz bir şeyin gezindiğini haber verdi.

– Gözünüze öyle görünmüştür, dediler.

Perili Köşk, Ömer Seyfettin

 

6. Roman

Yaşanmış ya da yaşanabilir bir olayların anlatıldığı uzun yazı türüdür.

Özellikler

Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olaylar ele alınır.

Olay örgüsü, şahıs kadrosu, yer ve zaman unsurları belirtilir.

Uzun soluklu eserlerdir.

Karakter sayısı fazladır.

Serim (giriş), düğüm (gelişme) ve çözüm (sonuç) bölümlerinden oluşur.

 

Örnekler

Mança ilinin küçük bir köyünde, soylu bir bey yaşıyordu. Bir rivayete göre adı Kesada, diğer bir rivayete göre de Alanso idi… Pek zengin sayılmazdı ama babasından kalan mirası, har vurup harman savurmadığı takdirde, ömrünün sonuna kadar yeterdi. Gösterişi ve lüks yaşamayı sevmezdi. Şatosunda ellisini çoktan geçmiş emektar bir kâhya kadın, her işe koşturan bir uşak ve evde kalmış şapşal bir kız yeğen vardı. Aynı tencereden hem ev halkı hem de kendisi yerdi. Ev halkı dediğimiz de işte topu topu yukarıda saydığımız üç kişi idi. Diğer soylular gibi, burnundan kıl aldırmayan cinsten değildi. Köyün fakirlerine yardım eder, kapıya geleni geri çevirmezdi.

Ahırında cılız bir atı, silahlığında dededen kalma kılıcı, mızrağı, kalkanı ve çengelleri yer yer dökülmüş bir zırhı vardı. Kapısında da sıradan bir av köpeği duruyordu.

Don Kişot, CERVANTES

 

7. Masal

Hayali karakterlerin yer aldığı olağanüstü olayları, yer ve zaman unsurlarını belirtmeden anlatan bir türdür. Masalların başlıca özellikleri şunlardır:

Özellikler

Genellikle tekerleme ile başlar.

Her zaman iyiler kazanır, kötüler kaybeder.

Eğiticilik ve öğreticilik esastır.

Yer ve zaman unsurları belirsizdir.

Masallardaki olayların gerçekle bir ilgisi yoktur.

Olağanüstü özelliklere sahip kahramanlara yer verilir.

Evrensel konular ele alınır.

 

Örnekler

Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, dünyanın uzak bir yerinde Bit Hatun ve Pire Bey yaşarmış. Bit Hatun’la Pire Bey iyi arkadaşmış ya bir de Tahtakurusu varmış, ona misafirliğe gitmeye karar vermişler. Fakat Bit Hatun’la Pire Bey ırmağın bir kenarında, Tahtakurusu öbür kenarında yaşarmış. Bit Hatun’la Pire Bey sevinç içinde yola çıkmışlar, eğlene konuşa ırmak boyuna varmışlar. Pire Bey bir zıplayışta geçmiş karşıya. Pire Bey’in bir sıçrayışta karşıya geçtiğini gören Bit Hatun da şöyle bir gerilip sıçramış. Ama sıçradığıyla da ırmağın sularına kapılması bir olmuş. Çırpına çırpına bağırmış Pire Bey’e. Kendisini kurtarması için yardım istemiş. Pire Bey ne yapacağını şaşırmış bir hâlde çalıya koşmuş. Çalıdan çalı alıp Bit Hatun’a uzatmayı, böylece onu çekerek kurtarmayı düşünmüş. “Çalı bana çalı ver. Bit Hatun suya düştü, onu kurtaracağım.” demiş.

Bit Hatun ve Pire Bey

 

8. Fabl

İnsan dışındaki varlıklara, insanlara ait özellikler verilerek onların başından geçen olayların anlatıldığı, sonunda ders verme amacı güden kısa yazılardır. Fablların başlıca özellikleri şunlardır:

Özellikler

Kahramanları genellikle hayvanlar ve bitkilerdir.

Ders vermek amacıyla yazılır.

Evrensel konular ele alınır.

 

Örnekler

Tavşan ikide bir böbürleniyor:
-Kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş. Sonunda kaplumbağa dayanamamış:
-İstersen yarışalım, demiş.
Koşuya başlamışlar. Tavşan epeyce yol aldıktan sonra, “Hıh, o sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?” diye düşünmüş.
-Şu ağacın altına biraz uzanıp dinleneyim, demiş. Uyuyakalmış.
Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenmeden yol almış.
Tavşan bir ara gözünü açmış. Bir de ne görse beğenirsiniz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgâr gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş. Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.

Tavşan ile Kaplumbağa, La Fontaine

 

9. Günlük

Günü gününe, tarih belirtilerek yazılan yazılardır.

Özellikler

Olaylar, tarih de belirtilerek günü gününe yazılır.

Yaşanan olaylar ya da izlenimler kaleme alınır.

Samimi bir dille ve birinci kişi ağzından yazılır.

 

Örnekler

Cumartesi, 6 Mart 1920
Öğle üzeri fakülteye gittim. Doğru Ömer’in odasına girdim. Bitap yatıyordu.
Elini elime aldım. Ter içindeydi. Burnunun delikleri kararmış gibiydi. Nefesi de intizamsızdı. Hizmetçi kadınlara sordum. Gece çok sayıklamış, “Burası hastane değil, tımarhane… Ben Canip’e gideceğim!” demiş. Dalgındı, “Ömer! Ömer!” diye seslendim. Gayet fersiz gözlerle bana baktı: “Tanıdın mı?” dedim. Kendine mahsus çabuk ifadeyle kafasını sallayarak “Canip!” dedi, yine daldı. Kâğıdına baktım: hararet “39,2” şeker litrede 28. Bir müddet bekledim. Sonra tekrar seslendim: “Ömer, konsültasyon günü yarınmış, erkenden gelirim. Artık gideyim mi?” Kafasını salladı “Git, git!” dedi. Yeis içinde ayrıldım.

Ali Canip YÖNTEM

 

10. Anı

Yaşanmış olayların, üzerinden belli bir süre geçtikten sonra yazıldığı yazı türüdür.

Özellikler

Kişinin yaşadığı ya da bizzat tanık olduğu ele alınır.

Olayın yaşanmasından sonra belli bir süre geçmelidir.

Yaşanan olay etkileyici ya da kişinin yaşamında iz bırakır nitelikte olmalıdır.

Geçmişe ışık tutar ve tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkıda bulunur.

 

Örnekler

Afyonkarahisar’ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal’in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi,General’in doğup büyümüş olduğu Selanik’ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
– Binbaşı mısınız?
– Hayır.
– Albay mı?
– Hayır.
– Korgeneral mi?
– Hayır.
– Peki nesiniz?
– Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım!

Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
– Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

General Sherril – Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935

 

11. Gezi Yazısı

Gezip görülen yerlerin anlatıldığı yazı türüdür.

Özellikler

Gezilen yerlerle ilgili izlenimler edebî bir üslupla anlatır.

Yazar, iyi bir gözlemcidir.

Duygu ve düşüncelere yer verilebilir.

 

Örnekler

Okland, yelkenler kenti olarak da anılan, çok güzel bir ada. Burada kişi başına düşen tekne, dünya ortalamasının çok üstünde. Okland, Yeni Zelanda’nın en önemli kentlerinden biri. Denizin temizliği, koyların güzelliği dillere destan. Ayrıca Okland, dünyanın en huzurlu kentlerinden biri olarak da biliniyor.

Eski binalar, asıllarına uygun olarak onarıldığı için kent kuruluş yıllarındaki güzelliğini ve özelliğini yitirmemiş. Yapıları süsleyen demir korumalar, parmaklıklar, balkon korkulukları, pencerelerdeki çıkmalar öylesine ustalıkla yapılmış ki! Her birinde sanki demirden çiçekler açmış.

Kent içinde adım başı park bulunuyor. Ada zaten başlı başına park. Ama yine de beton binaların soğukluğunu kırmak için yerleşim alanlarının çevresi, hep park olarak düzenlenmiş.

Okland Adası, Gülten DAYIOĞLU

 

12. Mektup

Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için yazılan yazılardır.

Özellikler

Hitapla başlar ve mutlaka tarih atılır.

Özel mektuplar, edebî mektuplar, resmî mektuplar ve iş mektupları olmak üzere dört türü vardır.

Özel mektuplar; yakın çevremizdeki insanlara yazılır.

Edebî mektuplar, edebiyatçıların birbirlerine gönderdikleri mektuplardır.

Resmî mektuplar, devlet dairelerinin kendi aralarındaki mektuplaşmalardır. Kişilerle devlet daireleri arasındaki mektuplaşmalar da bu türe girer.

İş mektupları, kişiler ve ticari kurum arasındaki mektuplaşmalardır.

 

Örnekler

11 Şubat 1861

Efendim, Benim Canımdan Aziz Olan Valideciğim,

Geçenki aldığım mektubunuzda bir yıldan beri hasta olduğunuzu bildirmiş idiniz. Lâkin bundan anladığıma göre, canınızla uğraşır mertebeye gelmişsiniz. Öyle ise efendim, niçin bu zamana kadar bildirmediniz? Eğer bildirmiş olsaydınız tahsilin arkasını alıp şimdiye dek Âsitane’ye (İstanbul) gelirdim; çünkü bundan mukaddem (önce) daha kolaylıklar var idi. Her ne ise şu günlerde işimi bitirmek üzereyimdir.

Eğer hastalığınız pek ağırlaşıyor ise tez bana yazın.

İbrahim Şinasi

 

13. Biyografi

Herhangi bir alanda üne kavuşmuş kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılardır.

Özellikler

Üçüncü kişi ağzıyla anlatılır.

Kişinin hayatı, kronolojik bir sıra ile verilir.

 

Örnekler

Şiir denilince akla gelen en önemli isimlerden biri olan ünlü bir şairdir Turgut Uyar. Ünlü şair 1927 senesinin 4 Ağustos tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Altı çocuklu olan bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğmuştur. Turgut Uyar’ın subay olan babası Hayri Uyar sıklıkla ailesinden uzakta yaşardı. Babasının uzakta oluşu Turgut Uyar’ı çocukluk dönemlerinde oldukça etkilemiş ve naif bir kişiliğe bürünmesini sağlamıştır. Turgut Uyar kendi ifadesi ile “Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır” der. Büyük şairlerden biri olan Turgut Uyar 1985 senesinin 22 Ağustos günü hayata veda etmiştir.

 

14. Otobiyografi

Kişinin kendi hayatını tanıtmak amacıyla yazdığı yazılardır.

Özellikler

Birinci kişi ağzıyla anlatılır.

Kişi hayatını, kronolojik bir sıra ile verir.

 

15. Tiyatro

Sahnede oynatılmak üzere yazılan yazılardır.

Özellikler

Olaylar sahnede canlandırılır.

Perdeler hâlinde oynanır.

Olaylar; komedi, trajedi ve dram şeklinde olabilir.

 

Örnekler

ROMEO: Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları,
Durduramaz sevgiyi çünkü taştan sınırlar.

JULIET:Bir görürlerse, sana kıyarlar.

ROMEO:Hayır, daha çok tehlike saklıdır senin gözlerinde,
Onların yirmi kılıcından! Tatlı bak yeter;
Korur beni onların düşmanlığına karşı.

JULIET:Dünyada istemem senin burada görülmeni.

ROMEO:Saklar beni onlardan gecenin pelerini;
Beni bulsunlar ne çıkar, yeter ki sen sev beni:
Geç ölmektense senin sevginden yoksun
Yaşamıma son versin kinleri daha iyi.

JULIET:Kim yardım etti sana, burayı bulman için?

ROMEO:Aşk yardım etti, aramamı fısıldayarak;
O bana akıl verdi, ona göz oldum ben de.

Romeo ve Juliet, Shakespeare

 

16. Haber Metni

Toplumu ilgilendiren güncel olay veya durumların, halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazı türüdür. Haber metinlerinin başlıca özellikleri şunlardır:

Özellikler

Olayların güncel ve önemli olması gerekir.

Toplumun tamamını ya da önemli bir kısmını ilgilendirmesi gerekir.

Anlatılanlar ilgi çekici olmalıdır.

Nesnel bir anlatıma sahip olmalıdır.

 

Örnekler

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, dünyanın en büyük uçak batığı özelliğini taşıyacak Airbus A300 yolcu uçağı, dev operasyonla batırıldı. İlginç olayı izlemek için çok sayıda yerli ve yabancı turist bölgeye akın etti.

Aydın Büyükşehir Belediyesi, Kuşadası’nda dalış turizmini cazip hale getirmek için harekete geçti. Aydın Belediyesi İstanbul’da özel bir hava yolu şirketinin uçuştan çektiği Airbus A300 tipi uçağı 270 bin liraya satın aldı. 54 metre uzunluk, 44 metre kanat genişliğine sahip Airbus A300 tipi uçak parçalara ayrılarak 7 tırla geçen 1 nisanda Kuşadası’nın Güzelçamlı Mahallesi’ne getirildi.

Yerli ve yabancı onlarca turist uçağın batırılmasına ilgi gösterdi. Uçağın dalış turizmi için batırılacağını bilmeyen ve yüksek kesimlerden görenler ise “Denize uçak indi” diye ihbarda bulundu.

04.06.2016, www.hurriyet.com.tr

 

17. Destan

Ulusların yaşadıkları tarihî olayların efsanevî ve mitolojik unsurlarla yoğrularak oluşturduğu millî karakter taşıyan uzun manzum eserlerdir.

Özellikler

En uzun yazı türüdür.

Olağanüstü kahramanlar ve olaylar vardır.

Yaşanmış tarihsel ve toplumsal kahramanlıklar abartılarak anlatılır.

 

Doğal ve yapay destanlar olmak üzere iki türü vardır:

Doğal Destanlar:

Toplumsal olaylar anlatılır.

Yazarı belli değildir, halk ozanları tarafından söylenmiştir. (Anonimdir)

Yapay Destanlar:

Daha yakın zamanlarda yazılan destanlardır.

Yazarı bellidir.

Olağanüstü durumlara daha az yer verilir.

 

Örnekler

Ormanda yaşar idi, çok büyük bir gergedan
Yer idi, yaşatmazdı, ne hayvan ne de insan
Basarak sürüleri yer idi hep atları,
Zahmet verir insana alırdı hayatları
Vermedi hiçbir defa insan oğluna aman
Öyle bir canavar ki, işte böyle çok yaman.
Oğuz Kağan derlerdi Alp bir kişi vardı
Avlarım gergedanı, diye o yere vardı.
Kargı, kılıç aldı kalkan ile ok ile
Dedi Gergedan kendisini yok bile!
Ormanda avlanarak, bir geyiği avladı
Söğüt dalıyla onu bir ağaca bağladı

Döndü gitti evine, sabah olmadan önce,
Tanın ağarmasıyla geyiğine dönünce,
Anladı ki gergedan geyiği çoktan yuttu
Geyiğin yerine yeni bir ayı tuttu,
Çıkararak belinden, hanlık altın kuşağı
Ayıyı astı yine o ağaçtan aşağı,
Yine sabah olmuştu, ağarmıştı artık tan,
Geldi baktı ki, ayısını almış gergedan.
Artık bu durum onu can evinden vurmuştu
Ağaca kendi gidip, tam altında durmuştu.
Gergedan geldiğinde, Oğuz’u görüp durdu
Oğuz’un kalkanına gerilip bir baş vurdu!
Kargıyla gergedanın başına vurdu Oğuz
Öldürüp gergedanı kurtardı yurdu Oğuz
Keserek kılıcı ile hemen başını aldı
Döndü, gitti evine iline haber saldı.

Oğuz Kağan Destanı’ndan

 

Son Yorumlar
  1. bilinmeyen
  2. cr
  3. Anonim
  4. Berivan
  5. Anonim
  6. Anonim

Yorum Yazarken Türkçe Kurallarına Uyarak Yazınız Lütfen!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazının Bağlantısı: 8. Sınıf Metin Türleri Konu Anlatımı
  • Tarih: 10 Ekim 2019
  • Yazının Kategorisi: 8. Sınıf, 8. Sınıf Türkçe Konu Anlatımları, Genel
  • Yazar:
  • Bu yazıyı RSS ile Takip Et
  • Diğer kaynaklarda arayın: 8. Sınıf Metin Türleri Konu Anlatımı
  • Filtreleme Seçenekleri
    • Sıralama Seçenekleri

    • Sınıf Seçiniz

    • İçerik Türü Seçiniz

    • Sınav Türü Seçiniz

    Ana Menü