üşenenin oğlu kızı olmamış
bir şeyi elde etmek için çalışmalı, tembel tembel oturmamalıdır.
usta maymun kamçı istemez
işini iyi bilen kişiye zorlama gerekmez.
usta yanında perende atılmaz
bir konuda tam beceri kazanmamış olan kişi, o işin uzmanıyla kalkışacağı üstünlük yarışında yenilgiye uğrar.
ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur
gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter.
ustanın çekici bin altın
alanında uzman olan bir kişi, bir sorunu kolayca çözümleyebilme becerisi gösteriyorsa bu, aynı işe yıllarca verilmiş emeklerin karşılığı olarak değerlendirilmelidir.
üşüntü köpekler mandayı paralar
birlikten güç doğar.
utananın oğlu kızı olmamış
bir şeyi elde etmek için çalışmalı, tembel tembel oturmamalıdır.
utanma pazar, dostluğu bozar
taraflar birbirine ne denli yakın da olsalar bir alışverişte açıkça konuşup anlaşmaları gerekir, ‘ayıp olur’ kaygısıyla başta değinilmeyen konular yüzünden sonradan araya soğukluk, kırgınlık girer.
utanma pazar, mideyi bozar
taraflar birbirine ne denli yakın da olsalar bir alışverişte açıkça konuşup anlaşmaları gerekir, ‘ayıp olur’ kaygısıyla başta değinilmeyen konular yüzünden sonradan araya soğukluk, kırgınlık girer.
üvey, öz olmaz; kemha, bez olmaz
bir çocuk ne denli sevilse, ilgi görse de öz annesindeki şefkati üvey annesinde bulamaz, üvey anne öz annenin yerini dolduramaz.
üveye etme, özünde bulursun; geline etme, kızında bulursun
öz evladı bir gün öksüz kalırsa başkalarının ona kötü davranmasını istemeyen, üvey evladına kötü davranmamalıdır; kızına ileride gelin olarak gideceği yerde kötü davranılmasını istemeyen, kendi gelinine kötü davranmamalıdır.
uyku durak yok
dinlenme imkânı yok.
uzak menzile yavaş gitmeli
zaman alacak işler aceleye getirilmemelidir.
üzüm üzüme baka baka kararır
her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler birbirlerine huy aşılar.
üzümünü ye de bağını sorma
yararlandığın şeyin nereden geldiğini araştırma.
vakit, nakittir
zaman çok değerlidir, boş yere harcanmamalıdır.
vakitsiz öten horozun başını keserler
her söz yerinde ve zamanında söylenmelidir, zamansız ve yersiz söylenen sözler büyük zararlara yol açabilir.
var eli titremez
varlıklı kimse, uzun boylu düşünmeden hayırlı işlere yardım eder.
var evi kerem evi, yok evi verem (elem) evi
varlıklı ailenin durumu konuk ağırlamaya, gereken yerlere yardım etmeye, armağanlar vermeye elverişlidir; yoksul ailenin evinde sıkıntı ve dertten başka bir şey bulunmaz.
var ne bilsin yok hâlinden
varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez.
var varlatır, yok söyletir
varlık, kişiye yüksekten atma ve varlığını artırma gücü verir; yokluk ise ancak sızlanmaya, yakınmaya yol açar.
vardığın yer körse, sen de bir gözünü kapa
girdiğin çevrede rahat etmek istiyorsan sana ters gelse bile çevrene uyum sağlamalısın.
varını veren utanmamış
kendisinden bir şey istenen kimse elinde ne varsa onu verebilir; bunun az olmasından veya düşük nitelikte bulunmasından utanç duymamalıdır.
varışına gelişim, tarhana aşına bulgur aşım
sen bana ne kadar değer verir, yakınlık gösterirsen benden de o ölçüde karşılığını alırsın.
varlığa darlık olmaz
zengin olanın gücü her şeye yeter.
varsa (var mı) pulun herkes kulun; yoksa (yok mu) pulun dardır yolun
zengin olana herkes hizmet eder, fakir olana ise kimse yüz vermez.
vasiyet ölüm getirmez
üzülecek bir durum meydana gelirse ne yapılacağını şimdiden kararlaştırmak o üzücü durumun gelmesine yol açmaz.
ver yiğidi yiğide, Mevla rızkın yetire
iki gencin evlenmesini kolaylaştırınız, Tanrı rızıklarını verir.
ver yiyeyim, ört uyuyayım; gözle, canım çıkmasın
başkalarının sırtından geçinmeye alışmış kişi en hayati sorunlarının bile çözümünde kendisine hizmet edecek birini arar.
veren el, alandan üstündür
yardımını esirgemeyen, eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir.
veren eli herkes öper
yardımını esirgemeyen, eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir.
veresiye (borca) şarap içen, iki kez (kere) sarhoş olur
veresiye alışveriş eden iki kez sarsılır; malı aldığı zaman bir süre sonra para ödemenin üzüntüsünü çeker, ödeme zamanı gelince de karşılıksız ödeme yapıyormuş gibi sıkılır.
verirsen doyur, vurursan duyur
yaptığınız iş, amacın gerçekleşmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır.
verirsen veresiye, batarsın kara suya
veresiye verdiğinde alanların borçlarını ödememeleri durumunda sen zor durumda kalabilirsin.
vermeyince (vermemiş) mabut, neylesin Sultan Mahmut
Tanrı, rahat bir yaşam veya yetenek kısmet etmemişse kulun elinden bir şey gelmez.
vücut kocar, gönül kocamaz
kişi ihtiyarlar ama gönlü taze kalır, sevgisi eksilmez.
vurduğunu öldür, yedirdiğini doyur
yaptığınız iş, amacın gerçekleşmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır.
ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli
buranın şartlarına uymalı veya buradan ayrılmalı.
ya deve ya deveci (deve üstündeki hacı)
ilerisi için verdiğim sözden korkmuyorum, o zamana kadar şartlar değişebilir.
ya devlet başa ya kuzgun leşe
sonunda büyük bir başarıya ulaşmak için yok olma tehlikesi bile göze alınır.
yabancı koyun kenara yatar
bir topluluğa yeni katılan kimseyi çevresi hemen aralarına almaz, o yüzden bir süre yabancılık çeker, onlardan uzak durur.
yabancı kuşun başı kanadı altında olur
bir topluluğa yeni katılan kimseyi çevresi hemen aralarına almaz, o yüzden bir süre yabancılık çeker, onlardan uzak durur.
yad elde beylik sürmeden, yurtta züğürt gezme yeğdir
gurbete düşmüş bir insan, ne denli varlık içinde bir yaşam sürüyor olsa da doğup büyüdüğü yeri arar.
yağ yiyen köpek tüyünden belli olur
durup dururken yaşama düzeyinde bir yükselme olan kişi, kendisinden şüphe edildiği gibi çalıp çırpıyor demektir.
yağına kıymayan çöreğini yoz (kuru) yer
bir iş için gerektiği kadar fedakârlıkta bulunmayan kişi sonucun kusurlarını hoş görmelidir.
yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın
yağmurdan yararlanacakların sayısı zarar göreceklerden daha fazladır, yeter ki yağmur yağsın.
yakın (hayırlı) dost (komşu) uzak (hayırsız) hısımdan (akrabadan) yeğdir (iyidir)
ilgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.
yalancının evi yanmış, kimse inanmamış
yalan söylemeyi huy edinen kimsenin sözlerine, gerçeği söylediği zaman bile inanılmaz.
yalancının mumu yatsıya kadar yanar
söylenen söz yalansa durum çok geçmeden anlaşılır.
yalnız kalanı kurt yer
yardımcısı bulunmayan kişi, kendini tehlikeden koruyamaz.
yalnız öküz çifte (boyunduruğa) koşulmaz
iki kişi ile yapılması gereken bir işi tek kişi ile yapmaya kalkışmak yanlıştır.
yalnız taş, duvar olmaz
nasıl bir tek taş ile duvar örülmezse insan da tek başına önemli bir işi başaramaz, başkalarıyla ilişki kurmak, işbirliği yapmak zorundadır.
yalnızlık, Allah’a mahsustur (yaraşır)
insan ancak toplumsal dayanışma ve iş bölümü içinde rahat ve huzurlu yaşayabilir.
yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat
komşun kötü ise başka bir yere göç, eşin geçimsizse ayrıl, atın azgınsa sat, kurtul.
yanık yerin otu tez biter
kişinin yüreğini yakan acı, az zaman sonra küllenir, yerini yeni ve neşeli duygulara bırakır.
yanlış hesap Bağdat’tan döner
ortaya çıkan bir yanlışlık çok geç de olsa düzeltilebilir.
yanmış harmanın öşrü alınmaz
önce verimli iken kazaya uğramış olan şeyden, artık gelir, verim beklenmez.
yapı taşı yerde kalmaz
değerli kimse boşta kalmaz, kendisine bir iş verilir.
yapı taşı, yapıdan (yerde) kalmaz
değerli kimse boşta kalmaz, kendisine iş verilir.
yâr beni ansın bir koz ile, o da çürük çıksın
bir dostun verdiği armağan küçük ve değersiz olsa bile verilen kişinin hatırlandığını göstermesi bakımından çok değerlidir.
yar, yakıldığı gün tozar
bir felaket meydana geldiği anda büyük bir tepki ve panik yaratır, daha sonra durumun eski ağırlığı kalmaz.
yara sıcakken sarılır
bir acıyı dindirmek için gereken yardım hemen yapılmalıdır.
yaralı kuşa kurşun sıkılmaz
birinin düşkünlüğünden yararlanarak ondan öç almak doğru değildir.
yarası olan gocunur (gocunsun)
bir işte sorumlu aranırken kusuru olan kimse telaşa düşer.
yârden mi geçersin, serden mi?
insan ne kendinden ne de sevdiklerinden kolay kolay vazgeçemez.
yarım elma, gönül (hatır) alma
armağan küçük de olsa gönül almaya yeter.
yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder
bir iş, uzmanına değil de o işten anlamayana yaptırılırsa istenilen değil, ters bir sonuç elde edilir.
yarınki kazdan bugünkü tavuk (yumurta) yeğdir
sağlanmış bir kazanç beklenen, umulan daha büyük bir kazanca feda edilemez.
yaş kesen baş keser
çeşit çeşit yararları olan ağacı sadece odun sağlamak için kesen insan canına kıymış gibi büyük bir suç işlemiş olur.
yaş yetmiş iş bitmiş
yaşı ilerlemiş insandan fayda beklenmez.
yaşı at pazarında sorarlar
akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.
yaşın arasında (yanında) kuru da yanar
beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar.
yatan (hasta yatan) ölmez, eceli yeten ölür
hasta olan eceli gelmemişse ölmez; sapasağlam biri de eceli gelmişse sağlıklıyken ölüverir.
yatan (yatar) aslandan (kurttan), gezen (yeler) tilki yeğdir (iyidir)
1) az güçlü olup çalışan, çok güçlü olup çalışmayandan daha başarılı olur; 2) soylu, güçlü olmadıkları hâlde geçimlerini sağlamak için çalışanlar soylu, güçlü olup da tembel tembel oturanlara yeğlenirler.
yatan ölmez, yeten ölür
hasta olan eceli gelmemişse ölmez; sapasağlam biri de eceli gelmişse sağlıklıyken ölüverir.
yatanın yürüyene borcu var
1) çalışmayanın sürekli olarak çalışana borcu vardır; 2) çalışmayarak bir şeyden yararlanan kişi, bu kolaylığı, çalışıp o şeyi meydana getirene borçludur.
yatsının faziletini güveyden sormalı
eskiden gerdeğe yatsı namazından sonra girildiğinden güvey için yatsı çok önemliydi tıpkı bunun gibi birçok kimse için önemli bulunmayan bir durum kimi kişiler için özel bir önem taşır.
yavaş atın tekmesi yavuz olur
yumuşak huylu kimseler öfkelendiklerinde aşırı davranışlarda bulunurlar.
yavaş tükürüğün sakala zararı var
sert davranmak gereken durumlarda gevşek davranan kişi bu tutumunun zararını görür.
yavru kuş, yuvada gördüğünü yapar
aile içinde edinilen görgü, eğitimin temelidir.
yavuz hırsız ev sahibini bastırır
biri, suçunu zarar verdiği kimseye yüklediğinde söylenen bir söz.
yayı, atıcısına vermeli
ülkenin yönetimine, bunu başarıyla yerine getirebilecek olanlar seçilmelidir.
yaz yalan, kış gerçek
yazın yaşama koşulları kolay kışın zordur, tıpkı bunun gibi bazı olaylar önem vermeye değmez ama bazı olaylar çok dikkatli ve özenli olmamızı gerektirir.
yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı
yetiştirdiğimiz, büyüttüğümüz gençler, bizi beğenmezler.
yazın araması, kışın taraması olmazsa herkes besler mandayı
iyi bir iş yapılmaya çalışılırken karşılaşılan sıkıntılara herkes kolay kolay katlanamaz.
yazın başı pişenin, kışın aşı pişer
1) yazın güneş altında çalışan, ailesinin kışlık ihtiyacını kazanır; 2) gençliğinde çok çalışıp varlık edinen hastalığında veya ihtiyarlığında rahat eder.
yazın çalışan, kışın gülüşür
yazın çalışan kışın rahat eder.
yazın gölge hoş, kışın çuval boş
1) yazın keyifli yerlerde tembel tembel oturan kışın yiyecek bulamaz; 2) gençliğinde kazanç peşinde koşmayıp zevke dalan hastalığında veya ihtiyarlığında perişan olur.
yazın gölge kovan, kışın karın ovar
yazın çalışmayıp keyif ve zevk ile vakit geçiren çiftçi, nasıl kışın aç kalırsa çalışma gücü ve ortamı bulunduğu hâlde zamanını değerlendirmeyen ve geleceğini düşünmeyen kişi de çalışma olanakları kalmadığı zaman öyle perişan olur.
yazın sıcakta terleyen, kışın soğukta üşümez
yazın çalışan kışın rahat eder.
yazın yorulmayan, kışın kurulmaz
yazın çalışan kışın rahat eder.
yedi adım yolun, bir yudum suyun hakkı vardır
iki insanın tanışıp kaynaşması ve aralarında bir dostluk bağı oluşması için özel bir kurala, yola, yönteme gerek yoktur, kısa bir yolculuk, küçük bir ikram bile bu yakınlığı sağlayabilir.
yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır
hoppa züppe kimseler, hiçbir yerde barınamazlar; ağırbaşlı olanları kimse tedirgin edemez.
yel gibi gelen sel gibi gider
emek vermeden ele geçen para kısa zamanda çarçur olur gider.
yel kayadan ne koparır (alır, anlar, aparır)
sağlam karakterli kişiler, sağlam temele dayanan işler önemsiz etkilerle sarsılmaz.
yel üfürdü, sel (su) götürdü
mal birdenbire ve sebepsiz ortadan yok oluverdi.
yem istemez, su istemez
elde tutulması hiçbir külfet getirmez.
yemeyenin malını yerler (demine hu çekerler) (üstüne bir bardak su içerler)
pintinin yemeye kıyamayarak biriktirdiği malı, sağlığında gücünün yetmediği kişiler, öldükten sonra da mirasçıları bol bol yerler.
yemin etsem başım ağrımaz
gerçek olduğuna korkmadan yemin ederim.
yemişsiz ağaca taş atmazlar
bilgili, hünerli, işinde başarılı olan kimselere genellikle sataşılır.
