suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork (sakın)
duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.
şüyuu vukuundan beter
bir şeyin dedikodusunun yapılması, onun gerçekleşmesinden daha kötüdür.
tabak sevdiği deriyi taştan taşa (yerden yere) çalar
birinin yakınlarına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir.
takke düştü, kel göründü
bir ayıbı örten şey ortadan kalktığı zaman gerçek ortaya çıkar.
talihsiz hacıyı Araf’ta yılan sokar
amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.
talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar
amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.
tamah olmasa, müflis acından ölmez
elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir.
tamah varken müflis acından ölür
elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir.
tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır
kirli işler yaparak çıkar sağlayan kişi, buna elverişli olan durum sona erince sersemleşir, hiçbir iş yapamaz.
tarlada çayırda, bağ bayırda
her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir.
tarlada izi olmayanın harmanda sözü (yüzü) olmaz
kendini işe vermeyenden, bir iş üretmeyenden hayır gelmez.
tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın
çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur; bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da önemlidir.
tarlanın taşlısı, karının (kadının) saçlısı
kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.
tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün (ineğin) başlısı
kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.
tarlayı düz al, kadını kız al
tarla alacak kimse bayırdan, engebeli yerden değil düz yerden almamalıdır, evlenecek erkek de dul kadın değil, kız almalıdır.
tarlayı koçan zapt etmez, saban zapt eder
elinizde tarlanın tapusunun olması o tarlaya sahip olduğunuzu göstermez, onu ekip biçebiliyorsanız asıl o zaman o tarla sizin demektir.
tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden
tarlanın taşlı olanı, evlenilecek kızın kardeşli olanı halk arasında daha yeğ tutulur.
tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden almalı
tarlanın taşlı olanı, evlenilecek kızın kardeşli olanı halk arasında daha yeğ tutulur.
taş altında olmasın da dağ ardında olsun
uzakta olan sevdiklerimize günün birinde kavuşabiliriz yeter ki yaşıyor olsunlar.
taş düştüğü yerde ağırdır (kalır)
kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.
taş ne kadar ıslanırsa, deli o kadar uslanır
her nesnenin, her kişinin değiştirilemeyen bir özelliği vardır.
taş taş üstünde olur, ev ev üstünde olmaz
aynı evde oturan iki aile arasında er geç birtakım anlaşmazlıklar çıkar.
taş yerinde ağırdır
kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.
taşa çıkan keçinin ağaca çıkan oğlağı olur
çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler.
taşıma su ile değirmen dönmez
işi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez.
Tatar’ın kılavuza ihtiyacı yok (-tur)
yolunu, ne yapacağını bilen kimseye başkasının yardımı gerekmez.
tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.
tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı
gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.
tatlı söz dinletir, tatsız söz esnetir
güzel bir konuşmayı dinlemeyi herkes sever, sıkıcı bir konuşma dinlemek zorunda kalanlar, sıkıldıklarını belli etmekten kendilerini alamazlar.
tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur
sonunu düşünmeden hoşlandığı şeyleri yapan kişi bir süre sonra bunun sıkıntısını çeker.
tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin
işe yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir şeye benzetmek boş olduğu gibi aptal kişiyi de sözle akıllandırmak imkânsızdır.
tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış
önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz.
tavuk kaza bakarsa kıçı yırtılır
başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar.
tavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış
başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar.
tay yetişmedikçe ata paha biçilmez
iş gören bir şeyin yerine yenisi alınmadığı sürece eskisinin değeri ölçülemez.
tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur
akıllı işçi, beceremeyeceği yönetim işine el atmaz.
taze bardağın suyu soğuk olur
hayatına giren yeni şeyler, yeni dostlar kişiye hoş görünür.
tazı o tazı ama çulu değişmiş
1) tanıdığımız sıradan kişi işbaşına geçmiş; 2) giyim kuşamını düzeltmiş olduğu için tanınmaz olmuş.
tebdilimekânda ferahlık vardır
sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere gitmek huzur sağlar.
tek elin nesi var, iki elin sesi var
başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.
tek kanatla kuş uçmaz
gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişi amacına ulaşamaz.
tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur
sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur.
tekkeyi bekleyen çorbayı içer
bir şeyi elde etmek için bazı sıkıntılara katlanmak gerekir.
tembele dediler ‘kapını ört’, dedi ‘yel eser örter’
tembel, kapısının örtülmesini bile rüzgârdan bekler.
tembele iş buyur, sana akıl öğretsin
tembel, kendisine buyurulan işi yapmamak için ya onun yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını söyler ya da buyurulan biçimde değil, kendisinin işine gelen biçimde yapmayı önerir.
temiz iş altı ayda çıkar
doğru dürüst yapılması istenen iş uzun zaman ister.
temsilde hata olmaz
yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır.
tencere (çömlek) demiş ‘dibim altın’, kaşık (kepçe) demiş ben neredeyim?’ (girdim, çıktım)
içyüzünü iyi bilen kimseye karşı, kusurlarını gizlemeye çalışan ve yüksek nitelikleri bulunduğunu söyleyerek övünmeye kalkışan kişi, gülünç duruma düşer.
tencere dibin kara, seninki benden kara
kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.
tencere tava, herkeste bir hava
herkes kendi bildiği gibi davranıyor, ortada düşünce birliği kalmamış.
tencere tencereye ‘yüzün kara’ demiş, çömlek utancından yere geçmiş
kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.
tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş
hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş.
terazi tartıyla, her şey vaktiyle
her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.
terazi var, tartı var, her şeyin bir vakti var
her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.
terlemeden para kazanılmaz, solumadan can verilmez
hiçbir emek harcanmadan para kazanılması mümkün değildir.
terzi kendi söküğünü dikemez
insanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine yapamazlar.
terzinin işi kötü, ayıbını örten ütü
kişi, olumsuz yanlarını gizlemeyi bilir.
terziye ‘dinlen’ demişler, ayağa kalkmış
rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanların dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla olur.
terziye ‘göç’ demişler, ‘iğnem başımda’ (yanımda) demiş
kendisine gerekli olan şeyler kolay taşınır olan kimsenin bir yerden başka yere göçmesi daha kolaydır.
teşbihte hata olmaz (olmasın)
yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır.
testi kırılsa da kulpu elde kalır
zarar da etse varlıklı bir kimse büsbütün yoksul kalmaz.
testiyi kıran da bir, suyu getiren de
görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir.
tevekkelin gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez)
gereken tedbirleri aldıktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu Tanrının dileğine bırakan kimse rahat eder.
teyze, ana yarısıdır
teyze, bir kimseye annesi gibi sevgi, şefkat gösterir, onunla yakından ilgilenir.
tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider
bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik şey kalmaz.
tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır
bir kişi ne kadar farklı yerlerde yaşarsa yaşasın, ne kadar farklı işlerle uğraşırsa uğraşsın, bağlı bulunduğu çevreye veya işe dönmek zorunda kalır.
tilkiye ‘tavuk kebabı yer misin?’ demişler, ‘adamın güleceğini getiriyorsunuz’ demiş
bir kimseye çok özlediği hâlde elde edemediği bir şeyi ‘ister misin?’ diye sorulmaz.
tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç
çalışmalarımla başkalarına yarar sağlıyorum ancak bundan kendim yararlanmıyorum.
tırnağın varsa başını kaşı
hiç kimse başkasından yardım beklememeli; kendisinin olanakları varsa bir işe girişmeli, yoksa girişmemelidir.
tok açın hâlinden bilmez
varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez.
tok ağırlaması (ağırlamak) güçtür (güç olur)
karnı tok olanlara yemek beğendirmek kolay değildir.
tok iken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar
tok karnına yemek yemek, sağlık için çok zararlıdır.
top otu beylikten olunca, güllesi Bağdat’a gider
yararlandığı gereci bedava elde eden ve bol bol kullananla yarışılmaz.
topalla gezen, aksamak öğrenir
kötü insanlarla düşüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar.
toprağı işleyen, ekmeği dişler
işini yapması gerektiği biçimde yapan kişi, çalışmasının verimlerinden yararlanır.
tüccar züğürtleyince eski defterleri karıştırır
1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir; 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.
tüccar züğürtleyince geçmiş defterleri yoklar
1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir; 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.
Türk karır, kılıcı karımaz
Türk ihtiyarlığında bile genç gibi kılıç kullanır.
turpun sıkısından seyreği iyidir
görüşmeyi, konuşmayı sıklaştırmamak doğrudur.
tutulmayan hırsız beyden büyüktür
suçu ispatlanamayan, yakayı ele vermeyen hırsız, böyle bir suç işlemesi düşünülmeyen kimselerle dürüstlük yarışı içinde olabilir.
tutulmayan uğru, beyden doğru
suçu ispatlanamayan, yakayı ele vermeyen hırsız, böyle bir suç işlemesi düşünülmeyen kimselerle dürüstlük yarışı içinde olabilir.
tuz ekmek hakkını bilmeyen kör olur
iyiliğini gördüğü, ekmeğini yediği kimseye karşı saygısızlık ve hainlik eden kişinin sonu iyi olmaz.
üç göç, bir yangın yerini tutar
bir yerden başka bir yere taşınırken bazı eşya kırılır, dökülür, kaybolur, birçok kez taşınma sonunda bu eşya yangın artığına döner.
uçan kuş aç kalmaz
yaşam kavgası vermeyi bilen ne yapar yapar rızkını çıkarır.
üçlenmemiş eken, olmamış eker
gerekli koşullarını yerine getirmeden bir işe başlayan kişi olumlu sonuç alamaz.
ucuz alan, pahalı alır
ucuz olan mal çabuk eskir, pahalıya alınmış gibi olur.
ucuz etin yahnisi yavan (tatsız) olur
ucuza mal olan şeyler niteliksizdir.
ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti
ucuz şeylerin ucuzluğuna tamah etmemeli, pahalı şeylerin de pahalılığından korkulmamalıdır.
ufak at da civcivler yesin
çok yalan söyleyen veya olayları abartan kişilere inandırıcı olmadığını belirtmek için söylenen bir söz.
uğru, kalana yanar; mal sahibi gidene
aynı sonuçtan kimi yarar görür, kimi zarar.
uğruluğa gitsen, insafı elden koma
kötülüğün bile sınırı vardır.
ulu ağacın gürültüsü dal ile, mutlu evin yakışığı döl ile
bir ağacın dal budak salarak gürleşmesi gibi bir ailenin mutluluğu da yetiştirdiği çocuklarla pekişir, gürleşir.
ulu sözü dinlemeyen, uluyakalır
büyüklerin verdiği her öğüt yaşadıkları veya tanık oldukları bir olaya dayanır, bir büyüğün kulak ardı ettiğimiz sözünün önemini, başımız derde girip sızlanmaya başladığımız zaman anlarız.
ulular köprü olsa, basıp geçme
başkaları ezici, kırıcı davransa da sen onlara uyma, büyüklere karşı saygıda kusur etme.
ulularla urgan çekişme
senden daha güçlü ve bilgili olanlarla iyi geçin, zıtlaşma yenilirsin.
ummadığın taş baş yarar
küçük veya önemsiz şeyler de çoğu kez büyük etkiler yapabilir.
umut, fakirin (garibin) ekmeğidir
yoksul kişi, hep yakında bolluğa, rahata kavuşma umudu içinde yaşar.
ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir
beceriksiz kimselerin iyilik yapayım derken zarara yol açtıklarını anlatan bir söz.
ürüyen köpek ısırmaz
bağırıp çağırarak başkalarını korkutmak isteyen kimseden zarar gelmez.
uşağı işe koş, sen de ardına düş
çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir.
