öpmeye niyeti olmayan ‘yanağın nerede’ diye sorar
bir işi yapmaya niyeti olmayan, istek duymayan kişi, bunu davranışlarıyla belli eder.
öpülecek el ısırılmaz
saygı gösterilmesi gereken kimse incitilmemelidir.
ortak gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş
bir erkeğin karıları birbirleriyle anlaşabilirler ancak kardeşlerin karıları geçinemezler.
ortaklık öküzden, başlı başına buzağı yeğdir
kişinin malı çok ama bunlar ortak malıysa yalnız kendisine ait azıcık malı bulunması daha iyidir.
osurgan (osuruklu) göte arpa ekmeği bahane
1) zaten zayıf, hastalıklı kişi sağlığının bozulmasını önemsiz etkenlere bağlar; 2) davranışları beğenilmeyen kişi sudan sebeplerle kendisini mazur göstermeye çalışır.
otu çek, köküne bak
kişinin kimliğini öğrenmek için soyunu sopunu bilmek gerekir.
otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır
bir ağızdan çıkan söz, başkalarının ağzına geçer, her tarafa yayılır.
oynamasını bilmeyen kız ‘yerim dar’ demiş; yerini genişletmişler (bollatmışlar), gerim (yenim) dar’ demiş
kendisinden beklenen işi beceremeyen kişi, çeşitli engellerin işi güçleştirdiğini söyleyerek yeteneksizliğini belli etmemeye çalışır.
oynaşına inanan avrat, ersiz kalır
çok önemli işini bir başkasına yaptırabileceğine inanmış olan kişi, beklediği sonucu hiçbir zaman elde edemez.
padişahın bile arkasından kılıç sallarlar
kendisinden çekinilen kimsenin yüzüne karşı kimse bir şey söylemez ama arkasından herkes düşmanlık gösterilerinde bulunur.
pahalı alan aldanmaz
ucuz olan mal çabuk eskir, pahalıya alınmış gibi olur.
palamut çok biterse, kış erken olur
kimi olaylar onu izleyecek olayların da habercisidir.
papaz her gün pilav yemez
1) bir insanı hep aynı hileyle kandıramazsın; 2) insan zaman zaman değişiklik ister; 3) her zaman aynı fırsat ele geçmez.
para ile değil, sıra ile
herkes sırasını beklemek zorundadır.
para ile imanın kimde olduğu bilinmez
kimin ne kadar parası bulunduğunu, kimin ne kadar Tanrıya yakın olduğunu kimse bilemez.
para isteme benden, buz gibi soğurum senden
kişi, kendisinden para isteyen kimseden uzak durmak ister.
para parayı çeker
elde para bulunursa onunla yeni paralar kazanılır.
para peşin, kırmızı meşin
her işin karşılığı anında ödenmelidir.
paran çoksa (borcun yoksa) kefil ol, işin yoksa şahit ol
tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir.
paran gitti mi diye sormazlar, işin bitti mi diye sorarlar
yapmak istediğin işi yapabildinse bu uğurda harcadığın paralara acıma çünkü para istediğin şeyi yapmak içindir.
paran varsa cümle âlem kulun, paran yoksa tımarhane yolun
zengin olana herkes hizmet eder, fakir olana ise kimse yüz vermez.
paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak
yapmak istediğin işi yapabildinse bu uğurda harcadığın paralara acıma çünkü para istediğin şeyi yapmak içindir.
paranın yüzü sıcaktır
para çekicidir ve geri çevrilemez.
parası (akçesi) ucuz olanın kendisi kıymetli olur
parasını esirgemeyen, cömert kimseyi herkes el üstünde tutar.
parayı araya değil, paraya vermeli
parayı gerekli yere harcamalı.
parayı veren düdüğü çalar
para harcadığında insan istediğini elde edebilir.
parayı zaptetmek deliyi zaptetmekten zor
elindeki parayı çarçur etmeyip tutmasını bilmek herkesin yapamayacağı zor bir iştir.
parayla dost bulunmaz
para kazanmayı bildiği hâlde dost kazanmayı bilmediği için sevilmeyen, sayılmayan nice insan vardır.
paşa gönlü bilir
ne yapacaksa yapsın, kendisi bilir.
pazar, ilk pazardır
satılacak mala ilk olarak kaç para değer biçildiyse satıcı buna razı olmalıdır.
pehlivan, kispetinin yağından bellidir
bir insanın işini bilip bilmediği çalışma biçiminden anlaşılır.
pek yaş olma, sıkılırsın; pek de kuru olma, kırılırsın
hüner gerektiğinde uysal, gerektiğinde sert olmayı bilmektir.
pekmez gibi malın olsun, Antakya’dan sinek gelir
malı güzel olan kimse için müşteri kaygısı yoktur, onun malına uzak yerlerden bile istekli çıkar.
pekmezi küpten, kadını kökten al
yiyeceği en uygun ortamından almak gerektiği gibi eş olacak kadının da temiz ve soylu olanını almak gerekir.
perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
bir işin sonunun nasıl olacağı şimdiki gidişinden belli olur.
pilav yiyen kaşığını yanında (belinde) taşır
bir şeyden yararlanmak isteyen kişi, bunun için gereken aracı eli altında bulundurmalıdır.
pilavdan dönenin kaşığı kırılsın
yararlı bir şeyi elde etmek için sonuna kadar uğraşılmalı, direnilmelidir.
pulsuz iş, yolsuz iş
karanlık işler çeviren, yasal olmayan yollara sapar.
rağbet güzel ile zenginedir
güzellerle zenginler her zaman itibarlıdırlar.
rahat ararsan mezarda
herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.
rahvan at kendini yorar
bir işi işgüzarlık ederek veya gereksiz yere üstünde durarak uzatanın zararı kendisine olur.
ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda yüzü kara olsun
bir sözün yalan olduğu, bir ödevin yapılmadığı bir süre sonra gerçekleşen olaylarla anlaşılır.
rençber kırk yılda, tüccar kırk günde
rençberin ancak kırk yılda kazanabileceği parayı, tüccar kırk günde kazanır.
rüşvet kapıdan girince insaf (iman) bacadan (pencereden) çıkar
işini herkese eşit davranarak yapmak zorunda olan bir görevli, kendisine çıkar sağlayan kimselere ayrıcalık tanıyorsa o kişi hak, adalet, insaf gibi duygulardan yoksun demektir, onun gözü paradan, maldan başka bir şey görmez.
rüzgâr eken fırtına biçer
herkesin zarar görmesine yol açacak işler yapan kimse, çok sert tepkilerle karşılaşır ve sonunda en büyük zarara kendisi uğrar.
rüzgâr esemeyince yaprak oynamaz (dal kımıldamaz)
her durumu meydana getiren bir etken vardır.
rüzgâra (karşı) tüküren, kendi yüzüne tükürür
bilgi, beceri, fizikî güç gibi yönlerden kendisinden üstün olanlarla mücadeleye giren bir kimse bu mücadelede yenik düşer, birtakım kayıplara uğrar.
rüzgârın önüne düşmeyen, yorulur
genel gidişe ayak direten boşuna çaba harcamış olur, bir yere varamaz.
rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu
rüzgârlı havada kuytu bir yer, yağmurlu bir havada da uyku tercih edilir.
sabah ola, hayrola
sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir.
sabah sürçen, geceye dek sürçer
bir işe başladığı zaman beceriksizliği görülen kişinin bu durumu sonuna kadar sürer.
sabahın kızıllığı akşamı kış eder, akşamın kızıllığı sabahı güz eder
sabahleyin gökyüzünde görülen kızıllık, o akşam havanın kış gibi olacağını, akşam görülen kızıllık ise ertesi sabah havanın güze döneceğini belirtir.
sabahtan karnını doyuran, küçükken evlenen aldanmamış
yapılacak iş için gerekli gücün elde edilebilmesi için sabahleyin karın doyurulmalıdır, çocukların anne, baba ihtiyarlamadan yetiştirilebilmeleri için de evlenmeleri geciktirilmemelidir.
sabanın tutağına yapışan el aç kalmaz
çiftçilik yapan veya çalışan aç kalmaz.
sabır acıdır, meyvesi tatlıdır
sabır zor bir iştir ancak güzel sonuçları vardır.
sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas
sabretmesini bilen kişi olmayacak gibi görünen işlerde bile başarı kazanır.
sabreden derviş muradına ermiş
beklemesini bilen kimse sonunda amacına ulaşır.
sabreyle işine, hayır gelsin başına
bir işi yaparken acele etmez, sabrederseniz hayırlı sonuçlara varırsınız.
sabrın sonu selamettir
karşılaştığı güçlükleri sabırla yenmeye çalışan kimse, sonunda başarıya ulaşır.
saç sefadan, tırnak cefadan uzar
insan keyifli olursa saçı, dertli olursa tırnağı uzar.
saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün
acele etme, sonucun ne olduğunu biraz sonra anlarsın.
sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir evlat gerek kazana
hakkıyla yararlanılacak bir şeyin meydana gelmesi için birtakım ögelerin bir araya gelmesi gerektir; kişi kendi emeği ile kazanç sağlayıp bunu baba malına katmıyorsa babasından kalan mal tez tükenir.
sadık dost akrabadan yeğdir
candan dost akrabadan daha hayırlı olur.
sağ (sağlam) baş yastık istemez
sağlam insan durup dururken yatmak istemez eğer istiyorsa hasta olduğu düşünülmelidir.
sağ olsun da dağ ardında olsun
uzakta olan sevdiklerimize günün birinde kavuşabiliriz yeter ki yaşıyor olsunlar.
sağılır ineğin buzağısı kesilmez
çıkar sağlamaya yardım eden kimseye veya şeye zarar gelmemesine dikkat edilmelidir.
sağır için iki kere keramet olmaz
herkesin işitip öğrendiği şey, dikkatsiz kimse için bir daha söylenmez.
sağır işitmez (duymaz) uydurur (yakıştırır)
sağır, yanında konuşulan şeyleri işitmez ama konuşanların durumuna bakarak ve anladığını sanarak bir şeyler yakıştırıp söyler.
sağlık varlıktan yeğdir
sağlıktan büyük zenginlik olmaz.
şahin ile deve avlanmaz
küçük şeyleri elde etmek için yeterli olan araçla, büyük şeyler elde edilemez.
şahin küçük ama payını ele vermez
küçük olmak güçsüz olmak demek değildir, kendilerinden büyük olandan daha güçlü olan küçükler de vardır.
şahin küçüktür ama koca turnayı havadan indirir
küçük olmak güçsüz olmak demek değildir, kendilerinden büyük olandan daha güçlü olan küçükler de vardır.
sahipsiz eve it buyruk
kimsenin ilgilenmediği, benimsemediği sahip çıkmadığı işler üzerinde değersiz kişiler egemenlik kurarlar.
sakal bıyığa denk olmayınca berber ne yapsın?
gelir gidere denk değilse durumu düzene koymaya çalışan kişi durumu düzeltmek için fazla bir şey yapamaz.
sakal keçide de var
sakal, kişiye değer kazandırmaz.
sakalım yok ki sözüm dinlensin
ancak yaşlı kimselerin söz ve öğütleri dinlenir.
sakalla olaydı kişi, keçiye danışırlardı her işi
sakal, kişiye değer kazandırmaz.
sakınılan göze çöp batar
üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.
sakla samanı, gelir zamanı
gereksiz görülen şey ileride gerekli olabilir.
saksağan, danayı babası hayrına bitlemez
bir kimse başkasına hizmet ediyorsa bunda kendisinin de çıkarı vardır.
sana taşla vurana sen aşla (ekmekle, pamukla) var (dokun)
sana sert davranana sen yumuşak davran.
sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt
kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.
sanat altın bileziktir
kişinin elindeki sanat, değeri hiç eksilmeyen bir servettir.
sanatı ustadan görmeyen (öğrenmeyen) öğrenmez
kişi tek başına ne kadar çalışırsa çalışsın işin inceliklerini bir bilenden öğrenirse o işi daha çabuk ve kolay yapabilir.
sanatına hor bakan (sanatını hor gören) boğazına torba takar
işini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.
sanatını hor gören boğazına torba takar
işini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.
sandığına olmaz, sakındığına olur
üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.
sandıktaki sırtında, ambardaki karnında
nesi varsa giyer, nesi varsa yer.
sap döner, keser döner, gün gelir hesap döner
her şey zaman içinde planlandığı gibi gerçekleşmeyebilir.
şap ile şeker bir değil
görünüşte birbirine benzeyen şeyler nitelikte birbirinden çok farklı olabilirler.
şaraptan bozma sirke keskin olur
sonradan azan kişi, eskiden beri yolunu şaşırmış kimseden daha azgın olur.
sarhoşa dokunma, kendi yıkılsın
kendi aklını beğenip başkasını dinlemeyen kimseyi gittiği yanlış yoldan döndürmeye kalkmayın, bırakın cezasını çeksin.
sarhoştan, deli bile korkar
sarhoş olmak delirmekten de beterdir, sarhoş insan kendini denetleyemez, delinin yapmayacağı şeyleri yapar.
sarhoştum aydım, böyle yaşamaktan caydım
artık gerçekleri gördüm.
sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış
insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir.
sarımsağını hesap eden paçayı yiyemez
küçük sakıncalarını düşünerek bir işe girişmeyen kişi, o işin kazançlarından yoksun kalır.
sarımsak da acı ama evde lazım bir dişi
gerekli olanın niceliğinden çok niteliği önemlidir.
sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı
anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır.
sarımsak yemedim ki ağzım koksun
kötü bir iş yapmadım ki sonucundan korkayım, sorumlu olayım.
şaşı, çakır demektense kör de, kurtul
üstü kapalı laflar etme, açık konuş, ne diyeceksen de.
