Atasözleri ve Atasözlerinin Anlamları

2394 Sonuç bulundu.

misafir üç gün misafirdir

misafir bir yerde üç gün kalırsa ne ev sahibi bunu fazla bulur ne de misafir uzun kaldım diye üzülür ama üç günden sonrası her ikisi için de sıkıcı olur.

misafir umduğunu değil bulduğunu yer

konuk, ev sahibinin kendisine çok şeyler ikram etmesini bekleyebilir ama ev sahibi ancak evinde olanları ikram edebilir.

misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur

misafir, ev sahibinin kendine çok şeyler ikram edeceğini umar ama beklediklerini bulamayabilir.

misafirlik üç gündür

misafir bir yerde üç gün kalırsa ne ev sahibi bunu fazla bulur ne de misafir uzun kaldım diye üzülür ama üç günden sonrası her ikisi için de sıkıcı olur.

misk yerini belli eder

değerli kişi nerede olsa varlığını gösterir.

miyancının kesesi bol olur

iki kişi arasında uzlaştırıcılık yapan kimse anlaşmaları kolay olsun diye bir taraf lehine, öbür taraf aleyhine bol keseden fedakârlıkta bulunur.

Mısır’daki sağır sultan bile duydu

duymayan kalmadı.

mısıra ‘yağmur geliyor’ demişler, ‘çapan birlik mi?’ demiş

mısır bol su ister ama çapalanmazsa sudan gereği gibi yararlanılmaz.

mızrak çuvala girmez (sığmaz)

gizli tutulması imkânsız durumlar karşısında söylenen bir söz.

müflis bezirgân eski defterleri karıştırır

1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir; 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.

müft olsun da zift olsun

kimileri bedava bulduklarında yenmeyecek şeyleri yerler, işe yaramayan şeyleri alırlar.

mühür kimde ise Süleyman odur

bir işte yetki kimde ise kuvvet ondadır.

mum dibine ışık vermez

etkili kişi kendi yakınlarına yardımcı olamaz.

mum yanmayınca pervane dönmez (yanmaz)

güzelin yoluna baş koyanların ortaya çıkması için o güzelin görünmesi gerekir.

mürüvvete endaze olmaz

yardım ve iyiliğin sınırı yoktur.

mürüvvetsiz adam, suyu çekilmiş değirmene benzer

cömert olmayan, iyilik yapmaktan hoşlanmayan biri, içinde yaşadığı toplum için bir değer taşımaz.

namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz

kişi yapmak istemediği işin ayrıntılarıyla ilgilenmez.

nasihat istersen tembele iş buyur

tembel, kendisine buyurulan işi yapmamak için ya onun yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını söyler ya da buyurulan biçimde değil, kendisinin işine gelen biçimde yapmayı önerir.

ne dağda bağım var, ne çakaldan davam

tuttuğum bir taraf yok ki ona saldıranların karşısında olayım.

ne dilersen eşine o gelir başına

sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.

ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına

kişi, kendisi için önceden yaptığı hazırlıkların verimini ileride alır.

ne ekersen onu biçersin

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

ne karanlıkta yat, ne kara düş gör

her konuda tedbirli ve ihtiyatlı olmak büyük yarar sağlar ancak tedbirli ve ihtiyatlı olursak tehlikeleri kolaylıkla başımızdan kovabiliriz.

ne oldum dememeli, ne olacağım demeli

kişi bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gideceğini sanmamalı, yarın kötü bir duruma düşeceğini hatırdan çıkarmamalıdır.

ne sakala minnet ne bıyığa

insan en yakın akrabalarından bile yardım istemeyerek kendi imkânlarıyla yetinmelidir.

ne şeytanı gör ne salavat getir

gücün yetmediği işe kalkışılmamalı, kalkışılırsa da başkalarından medet umulmamalıdır.

ne şiş yansın ne kebap

iki taraf da gücendirilmesin veya korunsun.

ne verirsen elinle o gider seninle

insanın bu dünyada yaptığı bir iyiliğin ahirette karşılığını göreceği düşünülür.

ne yârden geçilir ne serden

insan ne kendinden ne de sevdiklerinden kolay kolay vazgeçemez.

ne yavuz ol asıl ne yavaş ol basıl

olumlu veya olumsuz konularda aşırıya kaçmak seni zor durumda bırakır; ne büyük ceza görecek kadar atılgan, dikbaşlı ol ne de herkes seni ezecek kadar yumuşak başlı ol.

nefesine güvenen borazancıbaşı olur

başarabileceğinize eminseniz büyük işlere girişiniz.

nekesle cömerdin harcı birdir

1) cömertin de cimrinin de sarıldığı kefen aynıdır; 2) cimri, ucuz diye her şeyin kötüsünü alır, bunlar işe yaramadıklarından veya çarçabuk bozulduklarından yenilerini almak zorunda kalır ve birkaç kez para harcar; cömert ise bir kez çok para verip her şeyin iyisini alır. Sonuç olarak cimri de, cömert de aynı parayı harcamış olur.

nerede birlik, orda dirlik

aralarında duygu ve düşünce birliği bulunan topluluklar, dirlik ve düzenlik içinde yaşarlar.

nerede bu bolluk

bu işi yapmak sanıldığı kadar kolay değil, imkânlar sınırlı.

nerede çokluk, orada bokluk

birlikte iş yapmak üzere toplanan kişiler çok olursa her kafadan bir ses çıkar, anlaşmazlıklar belirir, iş yapmak güçleşir.

nerede hareket, orada bereket

hareket olan yerde bolluk olur.

nereye gitsen okka dört yüz dirhem

konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.

nikâhta keramet vardır

nikâh evlenenleri sevgi bağıyla bağlar.

nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur

nisan yağmuru ekinlerin sapını geliştirir, mayıs yağmuru ise başakların dolgunlaşmasını sağlar.

nisan yağmuru; altın araba, gümüş tekerlek

nisan da yağan yağmur ürünleri bereketli kılar, çiftçiyi zengin eder.

niyet hayır, akıbet hayır (selamet)

her girişilen işin niyeti önemlidir, iyi niyetle girişilen bir işin sonu doğal olarak hayırlı olur.

öcün iyisi, bağışlamaktır

kötü bir davranış veya sözü, aynı biçimde karşılık vererek cezalandırmak yerine affetmek en büyük erdemdir.

od ile su, dilsiz yağıdır

yangın ve sel felaketi tıpkı düşman gibidir, sessizce, haber vermeden gelir.

oduncunun gözü omçada

herkes işine yarayan şeyi elde etmeye çalışır.

oduncunun gözü omçada, dilencinin gözü çömçede

herkes işine yarayan şeyi elde etmeye çalışır.

öfke baldan tatlıdır

öfkeye kapıldığında bağırıp çağırmak insanı rahatlatır.

öfke ile kalkan ziyanla (zararla) oturur

öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer.

oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası

eve gelin geldikten sonra oğlanın anası kapı dışarı edilecek kadar fazla görülür ama kızın anası başköşeye oturtulur.

oğlan atadan (babadan) öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi

erkek çocuk, erkeklerin yapması gereken şeyleri babasından, kız çocuk da kadınların yapması gereken şeyleri annesinden öğrenir; anne ve baba bunları bilmiyorsa çocuktan böyle şeyler beklenemez.

oğlan dayıya, kız halaya çeker

oğlan çocuğunun yüzü de, huyu da dayısına, kız çocuğunki ise halasına benzer.

oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün

çoğu zaman doğacak çocuğun oğlan olması istenir, onun için oğlan doğuran kadın sevinir, kız doğuran kadın üzülür.

oğlan yetir, kız yetir; ağır yükü sen götür

çocuk büyütmek, evi yönetmek hep annenin görevi olduğundan anne olmak kolay iş değildir.

oğlanınki oğul balı, kızınki bahçe gülü

torun oğlandan olursa ‘oğul balı’, kızdan olursa ‘bahçe gülü’ diye sevilir.

oğlum deli malı neylesin, oğlum akıllı malı neylesin

çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.

oğlumu (evladımı) ben doğurdum amma gönlünü ben doğurmadım

bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez.

okka her yerde dört yüz dirhem

konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.

öksüz güler mi meğer yanıla

işleri ters giden kimsesiz kişinin yüzü gülmez, yüzünü güldürecek bir durum ortaya çıksa bile bu bir yanlışlıktan dolayıdır.

öksüz hırsızlığa çıkarsa ay ilk akşamdan doğar

talihsiz kimse bir şeyden yararlanmaya kalkışsa karşısına akla gelmedik engeller çıkar.

öksüz kuzu toklu (öveç) olmaz

kimsesiz, koruyucusuz kimse ilerleyemez.

öksüz neden güler? Yanılır da güler

işleri ters giden kimsesiz kişinin yüzü gülmez, yüzünü güldürecek bir durum ortaya çıksa bile bu bir yanlışlıktan dolayıdır.

öksüz oğlan (çocuk) göbeğini kendi keser

koruyanı, yardım edeni bulunmayan kişi, işini kendi başına görmek zorunda kalır.

öksüz oynaşa çıkmış, ay akşamdan doğmuş

talihsiz kimse bir şeyden yararlanmaya kalkışsa karşısına akla gelmedik engeller çıkar.

öksüzün karnına vurmuşlar (öksüzü dövmüşler) ‘vay arkam’ demiş

bir kimsenin haksızlığa uğramaması için arkası, koruyucusu bulunmalıdır.

öküz öldü, ortaklık bozuldu (bitti)

iki ortak veya taraf arasındaki yakınlığın dayandığı sebep yok olduğunda bu yakınlık da çözülür.

öküz, yem bitince çifte gideceğini bilir

çalışmanın önemini kavramak için aç kalmak gerekmez.

öküze boynuzu yük olmaz (ağır gelmez)

insan kendi yakınlarını ve kendi işlerini yük saymaz.

olacakla öleceğe çare bulunmaz

insanın alnına yazılmış olan şeyler önlenemez.

olan dört bağlar, olmayan dert bağlar

zengin, giyinir, kuşanır, istediği gibi yaşar; fakirse yoksulluğun acısını çeker.

oldu olacak, kırıldı nacak

her şey olup bitti, iş işten geçti.

ölenle ölünmez

çok sevilen birinin ölümünden sonra fazla yas tutulmamalıdır çünkü hayat devam eder.

olmaz olmaz deme, olmaz olmaz

hiçbir şey için ‘olmaz’ deme, dünyada olmayacak şey yoktur.

ölme eşeğim, ölme (yaza yonca bitecek)

umutsuz bir bekleyişi anlatmak için söylenen bir söz.

ölmek var, dönmek yok!

neye mal olursa olsun bu iş yapılacak, yapılmasından kaçınılmayacak.

ölmüş de ağlayanı yok

çok kötülüğe uğramış, desteği ve yardım edeni bulunmayan kişi için söylenen bir söz.

ölmüş koyun (eşek) kurttan korkmaz

her şeyini kaybetmiş olan kişinin düşmanına bir şey kaptırmaktan korkusu olmaz.

olsa ile bulsayı ekmişler, yel ile yuf bitmiş

şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diyerek istediğimiz sonuca varamayız, elde etmek istediğimiz sonucu istekle değil çalışmakla gerçekleştirmeliyiz.

olsayı bulsaya vermişler, hiç doğmuş

şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diyerek istediğimiz sonuca varamayız, elde etmek istediğimiz sonucu istekle değil çalışmakla gerçekleştirmeliyiz.

ölü evinde ağlamasını, düğünevinde gülmesini bilmeli

insan içinde bulunduğu çevrenin durum ve koşullarına uygun biçimde davranmasını bilmelidir.

ölüm bir kara devedir ki herkesin kapısına çöker

her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer.

ölüm dirim (kalım) bizim için

insan nasıl olsa öleceğini düşünmeli, işlerini ona göre düzene koymalıdır.

ölüm hak miras helal

ölümün olağan olması gibi mirasın da paylaşılması olağandır.

ölüm ölüm de, hırlamaya ne borcum var?

sıkıntı, üzüntü, keder, dert veya yoksulluk çekmektense ölüm daha iyidir.

ölüm var dirim var

insan nasıl olsa öleceğini düşünmeli, işlerini ona göre düzene koymalıdır.

ölüm yüz aklığı (-dır)

yüz kızartıcı bir yaşantı içinde bulunanların durumunu ancak ölmeleri temizler.

ölümden öte köy yoktur

her insan bir gün öleceğini bilmeli, sonu gelmez istekler peşinde koşmamalı, davranışlarını, işlerini bu bilinçle düzene koymalıdır.

ölüme çare bulunmaz

ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır.

ölümle öç alınmaz

düşmanların ölümünden sevinç duymak insanlığa yakışmaz.

ölümü gören hastalığa razı olur

küçük bir zarara uğramayı kabul etmezse çok büyük bir zarara uğrayacağını anlayan kimse, bu küçük zarara katlanır.

ölümün yüzü soğuktur

araya ölüm girdiğinde sevgi de, düşmanlık da sıcaklığını yitirir.

ölürse yer beğensin, ölmezse el beğensin

çocuğun öldüğünde iyi anılması, yaşarken de beğenilir bir kişi olması için anne baba çocuklarının eğitimine çok önem vermelidir.

on para on aslanın ağzında

para kazanmak çok güçleşti.

ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider

küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.

önce baldın, pekmez oldun; şimdi para etmez oldun

davranışlarına dikkat etmeyen kişinin attığı her yanlış adım, saygınlığının biraz daha azalmasına neden olur.

önce can sonra canan

insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler.

önce iğneyi kendine batır, sonra çuvaldızı ele

başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir.

önde giden yorulur, arkada kalan soyulur

olumlu veya olumsuz konularda aşırıya kaçmak seni zor durumda bırakır; ne büyük ceza görecek kadar atılgan, dikbaşlı ol ne de herkes seni ezecek kadar yumuşak başlı ol.

onmadık (talihsiz) hacıyı deve üstünde (Arafat’ta) yılan sokar

amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.

onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar

zamanında olduğunda büyük yarar sağlayacak bir durum, zamanı geçtikten sonra gerçekleşirse zarar bile verebilir.

önünde ardında gidilmez

arkadaşlığına güvenilmez.

önüne geleni kapar, ardına geleni teper

arsız, huysuz, geçimsiz kimseler için kullanılan bir söz.

Sayfa 19 / 24

 

 

Filtreleme Seçenekleri
Field not found.
Ana Menü