misafir üç gün misafirdir
misafir bir yerde üç gün kalırsa ne ev sahibi bunu fazla bulur ne de misafir uzun kaldım diye üzülür ama üç günden sonrası her ikisi için de sıkıcı olur.
misafir umduğunu değil bulduğunu yer
konuk, ev sahibinin kendisine çok şeyler ikram etmesini bekleyebilir ama ev sahibi ancak evinde olanları ikram edebilir.
misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur
misafir, ev sahibinin kendine çok şeyler ikram edeceğini umar ama beklediklerini bulamayabilir.
misafirlik üç gündür
misafir bir yerde üç gün kalırsa ne ev sahibi bunu fazla bulur ne de misafir uzun kaldım diye üzülür ama üç günden sonrası her ikisi için de sıkıcı olur.
misk yerini belli eder
değerli kişi nerede olsa varlığını gösterir.
miyancının kesesi bol olur
iki kişi arasında uzlaştırıcılık yapan kimse anlaşmaları kolay olsun diye bir taraf lehine, öbür taraf aleyhine bol keseden fedakârlıkta bulunur.
Mısır’daki sağır sultan bile duydu
duymayan kalmadı.
mısıra ‘yağmur geliyor’ demişler, ‘çapan birlik mi?’ demiş
mısır bol su ister ama çapalanmazsa sudan gereği gibi yararlanılmaz.
mızrak çuvala girmez (sığmaz)
gizli tutulması imkânsız durumlar karşısında söylenen bir söz.
müflis bezirgân eski defterleri karıştırır
1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir; 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.
müft olsun da zift olsun
kimileri bedava bulduklarında yenmeyecek şeyleri yerler, işe yaramayan şeyleri alırlar.
mühür kimde ise Süleyman odur
bir işte yetki kimde ise kuvvet ondadır.
mum dibine ışık vermez
etkili kişi kendi yakınlarına yardımcı olamaz.
mum yanmayınca pervane dönmez (yanmaz)
güzelin yoluna baş koyanların ortaya çıkması için o güzelin görünmesi gerekir.
mürüvvete endaze olmaz
yardım ve iyiliğin sınırı yoktur.
mürüvvetsiz adam, suyu çekilmiş değirmene benzer
cömert olmayan, iyilik yapmaktan hoşlanmayan biri, içinde yaşadığı toplum için bir değer taşımaz.
namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz
kişi yapmak istemediği işin ayrıntılarıyla ilgilenmez.
nasihat istersen tembele iş buyur
tembel, kendisine buyurulan işi yapmamak için ya onun yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını söyler ya da buyurulan biçimde değil, kendisinin işine gelen biçimde yapmayı önerir.
ne dağda bağım var, ne çakaldan davam
tuttuğum bir taraf yok ki ona saldıranların karşısında olayım.
ne dilersen eşine o gelir başına
sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.
ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına
kişi, kendisi için önceden yaptığı hazırlıkların verimini ileride alır.
ne ekersen onu biçersin
nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
ne karanlıkta yat, ne kara düş gör
her konuda tedbirli ve ihtiyatlı olmak büyük yarar sağlar ancak tedbirli ve ihtiyatlı olursak tehlikeleri kolaylıkla başımızdan kovabiliriz.
ne oldum dememeli, ne olacağım demeli
kişi bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gideceğini sanmamalı, yarın kötü bir duruma düşeceğini hatırdan çıkarmamalıdır.
ne sakala minnet ne bıyığa
insan en yakın akrabalarından bile yardım istemeyerek kendi imkânlarıyla yetinmelidir.
ne şeytanı gör ne salavat getir
gücün yetmediği işe kalkışılmamalı, kalkışılırsa da başkalarından medet umulmamalıdır.
ne şiş yansın ne kebap
iki taraf da gücendirilmesin veya korunsun.
ne verirsen elinle o gider seninle
insanın bu dünyada yaptığı bir iyiliğin ahirette karşılığını göreceği düşünülür.
ne yârden geçilir ne serden
insan ne kendinden ne de sevdiklerinden kolay kolay vazgeçemez.
ne yavuz ol asıl ne yavaş ol basıl
olumlu veya olumsuz konularda aşırıya kaçmak seni zor durumda bırakır; ne büyük ceza görecek kadar atılgan, dikbaşlı ol ne de herkes seni ezecek kadar yumuşak başlı ol.
nefesine güvenen borazancıbaşı olur
başarabileceğinize eminseniz büyük işlere girişiniz.
nekesle cömerdin harcı birdir
1) cömertin de cimrinin de sarıldığı kefen aynıdır; 2) cimri, ucuz diye her şeyin kötüsünü alır, bunlar işe yaramadıklarından veya çarçabuk bozulduklarından yenilerini almak zorunda kalır ve birkaç kez para harcar; cömert ise bir kez çok para verip her şeyin iyisini alır. Sonuç olarak cimri de, cömert de aynı parayı harcamış olur.
nerede birlik, orda dirlik
aralarında duygu ve düşünce birliği bulunan topluluklar, dirlik ve düzenlik içinde yaşarlar.
nerede bu bolluk
bu işi yapmak sanıldığı kadar kolay değil, imkânlar sınırlı.
nerede çokluk, orada bokluk
birlikte iş yapmak üzere toplanan kişiler çok olursa her kafadan bir ses çıkar, anlaşmazlıklar belirir, iş yapmak güçleşir.
nerede hareket, orada bereket
hareket olan yerde bolluk olur.
nereye gitsen okka dört yüz dirhem
konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.
nikâhta keramet vardır
nikâh evlenenleri sevgi bağıyla bağlar.
nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur
nisan yağmuru ekinlerin sapını geliştirir, mayıs yağmuru ise başakların dolgunlaşmasını sağlar.
nisan yağmuru; altın araba, gümüş tekerlek
nisan da yağan yağmur ürünleri bereketli kılar, çiftçiyi zengin eder.
niyet hayır, akıbet hayır (selamet)
her girişilen işin niyeti önemlidir, iyi niyetle girişilen bir işin sonu doğal olarak hayırlı olur.
öcün iyisi, bağışlamaktır
kötü bir davranış veya sözü, aynı biçimde karşılık vererek cezalandırmak yerine affetmek en büyük erdemdir.
od ile su, dilsiz yağıdır
yangın ve sel felaketi tıpkı düşman gibidir, sessizce, haber vermeden gelir.
oduncunun gözü omçada
herkes işine yarayan şeyi elde etmeye çalışır.
oduncunun gözü omçada, dilencinin gözü çömçede
herkes işine yarayan şeyi elde etmeye çalışır.
öfke baldan tatlıdır
öfkeye kapıldığında bağırıp çağırmak insanı rahatlatır.
öfke ile kalkan ziyanla (zararla) oturur
öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer.
oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası
eve gelin geldikten sonra oğlanın anası kapı dışarı edilecek kadar fazla görülür ama kızın anası başköşeye oturtulur.
oğlan atadan (babadan) öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi
erkek çocuk, erkeklerin yapması gereken şeyleri babasından, kız çocuk da kadınların yapması gereken şeyleri annesinden öğrenir; anne ve baba bunları bilmiyorsa çocuktan böyle şeyler beklenemez.
oğlan dayıya, kız halaya çeker
oğlan çocuğunun yüzü de, huyu da dayısına, kız çocuğunki ise halasına benzer.
oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün
çoğu zaman doğacak çocuğun oğlan olması istenir, onun için oğlan doğuran kadın sevinir, kız doğuran kadın üzülür.
oğlan yetir, kız yetir; ağır yükü sen götür
çocuk büyütmek, evi yönetmek hep annenin görevi olduğundan anne olmak kolay iş değildir.
oğlanınki oğul balı, kızınki bahçe gülü
torun oğlandan olursa ‘oğul balı’, kızdan olursa ‘bahçe gülü’ diye sevilir.
oğlum deli malı neylesin, oğlum akıllı malı neylesin
çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.
oğlumu (evladımı) ben doğurdum amma gönlünü ben doğurmadım
bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez.
okka her yerde dört yüz dirhem
konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.
öksüz güler mi meğer yanıla
işleri ters giden kimsesiz kişinin yüzü gülmez, yüzünü güldürecek bir durum ortaya çıksa bile bu bir yanlışlıktan dolayıdır.
öksüz hırsızlığa çıkarsa ay ilk akşamdan doğar
talihsiz kimse bir şeyden yararlanmaya kalkışsa karşısına akla gelmedik engeller çıkar.
öksüz kuzu toklu (öveç) olmaz
kimsesiz, koruyucusuz kimse ilerleyemez.
öksüz neden güler? Yanılır da güler
işleri ters giden kimsesiz kişinin yüzü gülmez, yüzünü güldürecek bir durum ortaya çıksa bile bu bir yanlışlıktan dolayıdır.
öksüz oğlan (çocuk) göbeğini kendi keser
koruyanı, yardım edeni bulunmayan kişi, işini kendi başına görmek zorunda kalır.
öksüz oynaşa çıkmış, ay akşamdan doğmuş
talihsiz kimse bir şeyden yararlanmaya kalkışsa karşısına akla gelmedik engeller çıkar.
öksüzün karnına vurmuşlar (öksüzü dövmüşler) ‘vay arkam’ demiş
bir kimsenin haksızlığa uğramaması için arkası, koruyucusu bulunmalıdır.
öküz öldü, ortaklık bozuldu (bitti)
iki ortak veya taraf arasındaki yakınlığın dayandığı sebep yok olduğunda bu yakınlık da çözülür.
öküz, yem bitince çifte gideceğini bilir
çalışmanın önemini kavramak için aç kalmak gerekmez.
öküze boynuzu yük olmaz (ağır gelmez)
insan kendi yakınlarını ve kendi işlerini yük saymaz.
olacakla öleceğe çare bulunmaz
insanın alnına yazılmış olan şeyler önlenemez.
olan dört bağlar, olmayan dert bağlar
zengin, giyinir, kuşanır, istediği gibi yaşar; fakirse yoksulluğun acısını çeker.
oldu olacak, kırıldı nacak
her şey olup bitti, iş işten geçti.
ölenle ölünmez
çok sevilen birinin ölümünden sonra fazla yas tutulmamalıdır çünkü hayat devam eder.
olmaz olmaz deme, olmaz olmaz
hiçbir şey için ‘olmaz’ deme, dünyada olmayacak şey yoktur.
ölme eşeğim, ölme (yaza yonca bitecek)
umutsuz bir bekleyişi anlatmak için söylenen bir söz.
ölmek var, dönmek yok!
neye mal olursa olsun bu iş yapılacak, yapılmasından kaçınılmayacak.
ölmüş de ağlayanı yok
çok kötülüğe uğramış, desteği ve yardım edeni bulunmayan kişi için söylenen bir söz.
ölmüş koyun (eşek) kurttan korkmaz
her şeyini kaybetmiş olan kişinin düşmanına bir şey kaptırmaktan korkusu olmaz.
olsa ile bulsayı ekmişler, yel ile yuf bitmiş
şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diyerek istediğimiz sonuca varamayız, elde etmek istediğimiz sonucu istekle değil çalışmakla gerçekleştirmeliyiz.
olsayı bulsaya vermişler, hiç doğmuş
şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diyerek istediğimiz sonuca varamayız, elde etmek istediğimiz sonucu istekle değil çalışmakla gerçekleştirmeliyiz.
ölü evinde ağlamasını, düğünevinde gülmesini bilmeli
insan içinde bulunduğu çevrenin durum ve koşullarına uygun biçimde davranmasını bilmelidir.
ölüm bir kara devedir ki herkesin kapısına çöker
her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer.
ölüm dirim (kalım) bizim için
insan nasıl olsa öleceğini düşünmeli, işlerini ona göre düzene koymalıdır.
ölüm hak miras helal
ölümün olağan olması gibi mirasın da paylaşılması olağandır.
ölüm ölüm de, hırlamaya ne borcum var?
sıkıntı, üzüntü, keder, dert veya yoksulluk çekmektense ölüm daha iyidir.
ölüm var dirim var
insan nasıl olsa öleceğini düşünmeli, işlerini ona göre düzene koymalıdır.
ölüm yüz aklığı (-dır)
yüz kızartıcı bir yaşantı içinde bulunanların durumunu ancak ölmeleri temizler.
ölümden öte köy yoktur
her insan bir gün öleceğini bilmeli, sonu gelmez istekler peşinde koşmamalı, davranışlarını, işlerini bu bilinçle düzene koymalıdır.
ölüme çare bulunmaz
ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır.
ölümle öç alınmaz
düşmanların ölümünden sevinç duymak insanlığa yakışmaz.
ölümü gören hastalığa razı olur
küçük bir zarara uğramayı kabul etmezse çok büyük bir zarara uğrayacağını anlayan kimse, bu küçük zarara katlanır.
ölümün yüzü soğuktur
araya ölüm girdiğinde sevgi de, düşmanlık da sıcaklığını yitirir.
ölürse yer beğensin, ölmezse el beğensin
çocuğun öldüğünde iyi anılması, yaşarken de beğenilir bir kişi olması için anne baba çocuklarının eğitimine çok önem vermelidir.
on para on aslanın ağzında
para kazanmak çok güçleşti.
ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider
küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.
önce baldın, pekmez oldun; şimdi para etmez oldun
davranışlarına dikkat etmeyen kişinin attığı her yanlış adım, saygınlığının biraz daha azalmasına neden olur.
önce can sonra canan
insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler.
önce iğneyi kendine batır, sonra çuvaldızı ele
başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir.
önde giden yorulur, arkada kalan soyulur
olumlu veya olumsuz konularda aşırıya kaçmak seni zor durumda bırakır; ne büyük ceza görecek kadar atılgan, dikbaşlı ol ne de herkes seni ezecek kadar yumuşak başlı ol.
onmadık (talihsiz) hacıyı deve üstünde (Arafat’ta) yılan sokar
amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.
onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar
zamanında olduğunda büyük yarar sağlayacak bir durum, zamanı geçtikten sonra gerçekleşirse zarar bile verebilir.
önünde ardında gidilmez
arkadaşlığına güvenilmez.
önüne geleni kapar, ardına geleni teper
arsız, huysuz, geçimsiz kimseler için kullanılan bir söz.
