kimseden kimseye hayır yok (gelmez)
insan, yapacağı işte başkasının yardımına güvenirse hayal kırıklığına uğrar.
kimsenin ahı kimsede kalmaz
zulüm görenin ahı, zulmedene hayretmez.
kişi arkadaşından bellidir
bir kimsenin nasıl bir kişi olduğunu öğrenmek isteyen, arkadaşının kimliğine bakmalıdır.
kişi ektiğini biçer
nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
kişi ne yaparsa kendine yapar
iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur.
kişi refikinden azar
kötü arkadaş insanı kötü yola sürükler.
kişinin kendine ettiğini kimse edemez
bir kimse kimi zaman tedbirsizliği yüzünden öyle yanlış iş yapar, başını öyle derde sokar ki böyle bir kötülüğü başkaları ona yapamaz.
kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi
kişi herkesin kendisi gibi olduğunu sanır.
kişiyi vezir eden de karısı, rezil eden de
bir kimsenin toplum içinde yücelmesi de alçalması da karısına bağlıdır.
kılavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz
kötü kimsenin arkasına düşen kişinin başı dertten kurtulmaz.
kılıç kınını kesmez
sert ve öfkeli kişi yanındakilere zarar vermez.
kılık kıyafet köpeklere ziyafet
giyinişi ve görünüşü kötü ve tiksindirici olanlar için söylenen bir söz.
kılık kıyafetle adam adam olmaz
kılık kıyafet, değeri olmayan kişiye değer kazandırmaz.
kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
kişi arkadaşlık ettiği kimseden etkilenir.
kırk gün taban eti, bir gün av eti
avcılar bir av avlayabilmek için dağ demez, taş demez, günlerce taban teperler.
kırk hırsız bir çıplağı soyamamış
sömürenler, asalaklar ne kadar usta olurlarsa olsunlar, sömürülecek bir şeyi olmayandan yararlanamazlar.
kırk yıl kıran olmuş, eceli gelen ölmüş
salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez.
kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak
vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda.
kırkından sonra azanı teneşir paklar
yaşlandıklarında ahlakları bozulanlar artık düzelemezler.
kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar
yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez.
kırkyıllık Yani, olur mu Kâni
eskimiş bir alışkanlık kolay kolay değişmez.
kırlangıcın zararını biberciden sor
kırlangıç, bibere çok düşkün olduğundan onun ne kadar zararlı bir yaratık olduğunu ancak biberci bilir.
kış kışlığını, kuş kuşluğunu gösterir
her olay, her varlık özelliğini belli eder.
kış kışlığını, puşt puştluğunu gösterir
her olay, her varlık özelliğini belli eder.
kısa günün kârı az olur
kısa süre çalışılarak yapılan işten elde edilecek kazanç az olur.
kısmet gökten zembille inmez
çalışmayanın kısmeti olmaz.
kısmet ise gelir Hint’ten Yemen’den, kısmet değilse ne gelir elden
Tanrı bir şeyi size kısmet etmişse o mutlaka size gelir, kısmet etmemişse yapacak bir şey yoktur.
kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar
kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır.
kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır
Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır.
kısmetten fazlası olmaz
kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır.
kız beşikte (kundakta), çeyiz sandıkta
kız daha beşikte veya kundakta iken çeyiz düzmeye başlamak gerekir.
kız kucakta, çeyiz bucakta
kız daha beşikte veya kundakta iken çeyiz düzmeye başlamak gerekir.
kızevi, naz evi
kız tarafı nazlı olur.
kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar (varır) ya zurnacıya
evlenme çağındaki kızı büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir.
kızım sana söylüyorum (dedim) gelinim sen anla (işit)
1) doğrudan doğruya kendisine söylenemeyen düşünce ve uyarıların, o kimsenin çok yakınına söylendiğinde kullanılan bir söz; 2) herhangi birine dolaylı olarak söylenecek uyarı söz konusu olduğunda kullanılan bir söz.
kızını dövmeyen, dizini döver
çocuğunu gerektiği gibi eğitmeyen, ileride çok pişman olur.
koç yiğit bunalıp ölmez
insanın sıkıntılı zamanı sürüp gitmez, arkasından iyi günler de gelir.
koça boynuzu yük değil
kişiye kendi işi ve yakınlarının sorumluluğu ağır gelmez.
kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını
davranışlarını içinde bulunduğun koşullara uydur.
komşu boncuğunu çalan gece takınır
hırsızlık malı, sahibinin göremeyeceği yer ve zamanda kullanılır.
komşu ekmeği komşuya borçtur
komşunuz size bir ikramda bulunur, bir şey armağan ederse siz de ona ikramda bulunmalı, armağan vermelisiniz.
komşu hakkı, Tanrı hakkı gibidir
komşunun komşu üzerindeki hakkı, Tanrının kul üzerindeki hakkı kadar kutsaldır.
komşu iti komşuya ürümez
komşudaki uygunsuz kişi, başkalarını incitse de komşusunu rahatsız etmez.
komşu kızı almak, kalaylı kaptan (tastan) su içmek gibidir
komşu kızını almaya karar veren, ailenin ve kızın durumunu, gidişini iyi bildiğinden içi rahat olarak bu ilişkiyi kurar.
komşu komşunun külüne (tütününe) muhtaçtır
komşular en küçük şey için bile birbirlerine muhtaçtırlar.
komşuda pişer, bize de düşer
insanların, çevresindekilerin kazancından yararlanma umudunu anlatan bir söz.
komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın
başkasının daha iyi durumda olmasını iste ki Tanrı da seni ondursun.
komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür (karısı kız görünür)
başka bir kimsenin malı bize olduğundan daha değerli görünür.
köpeğe dalaşmaktan çalıyı dolanmak yeğdir
edepsiz kimse ile uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir.
köpeğe gem vurma, kendini at sanır
kendisine değeri varmış gibi davranılan değersiz kişi, gerçekten değeri bulunduğuna inanır.
köpeği dövmeli ama sahibinden utanmalı
sana sataşan kişiyi hırpalarken onu korumakta olan saygı gösterdiğin kimseyi gücendirmemeye de dikkat etmelisin.
köpeğin ahmağı baklavadan pay umar
aptal kişi, eline geçme olasılığı bulunmayan bir nimeti bekler.
köpek bile yal yediği kaba pislemez
köpek bile yem yediği kaba saygılı davranırken insanın geçimini sağlayan yere, kendisine bu geçimi hazırlayan kimseye kötülük etmesi düşünülemez.
köpek ekmek veren (yediği) kapıyı tanır
köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder, insan da bundan ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdır.
köpek sahibini ısırmaz
kişi ne kadar aşağılık olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez.
köpek sürünmekle etek kesilmez
terbiyesiz kimsenin sataşmasıyla temiz kişi lekelenmiş olmaz.
köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez
kişi, bir tehlike karşısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığını anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz.
köpekle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir
edepsiz kimse ile uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir.
köpekle yatan pire ile kalkar
uygunsuz kişilerle ilişkide bulunanın sonu kötü olur.
köpeksiz köy bulmuş da çomaksız (değneksiz) geziyor
kendisine engel olacak, karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranıyor.
köpeksiz sürüye (köye) kurt girer (iner)
koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer.
köprüden (köprüyü) geçinceye kadar ayıya dayı derler
kişi işini gördürünceye kadar yardım beklediği kimseyle iyi geçinir.
köprünün (köprülerin) altından çok su (sular) aktı (geçti)
zamanla şartlar çok değişti, eski durum kalmadı.
kör (kesmez) bıçak ele (yavuz), iş bilmeyen avrat dile (yavuz)
kör bıçak işe yaramaz ama insanın elini keser; iş bilmeyen kadın da çok konuşmaktan başka bir şey yapmaz.
kör Allah’a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar
kişi efendisine karşı bir nankörlük ederse o da onu korumaz.
kör görmez, sezer
kör görmediği şeyi nasıl sezerse bir konu üzerinde bilgisi olmayan kişinin de o konu ile ilgili sezişleri olur.
kör kuşun yuvasını Allah yapar
garip ve kimsesiz kişiye Tanrı yardım eder.
kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur
bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır.
kör pazara varmasın, pazar körsüz kalmasın
bir şey satın almasını bileyen kimseler alışverişe çıkmamalıdır ancak esnaf da bu gibilerden hoşlanır.
kör satıcının kör alıcısı olur
herkes dengiyle iş yapar.
köre renkten bahsolunmaz
bir şeyin niteliği hakkında bilgisi olmayan kişiye, o şeyin sözü edilmez.
kork Allah’tan korkmayandan
Tanrıdan korkmayan kimse, insana her türlü kötülüğü yapabilir.
kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden
nisan ayının beşinde çift süren iki öküzü birbirinden ayıracak kadar hava soğuk olur.
korkak bezirgân ne kâr eder ne zarar (ziyan)
iş yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korur ancak kazanç da sağlayamaz.
korku dağları bekler (aşırır)
korku her yerde varlığını gösterir.
korkulu rüya (düş) görmektense uyanık yatmak evladır (yeğdir)
tehlikeli bir işe girişmektense o işin sağlayacağı kazançtan vazgeçmek daha iyidir.
korkunun ecele faydası yoktur
kişi korkmakla kendisine gelecek bir kötülüğü önleyemez.
körle yatan şaşı kalkar
değersiz, kötü kimselerle ilişki kuranlar kötü huylar edinirler.
körler memleketinde şaşılar padişah olur
hepsi bilgisiz olan bir çevrede azıcık bilgisi bulunan başa geçer.
körler memleketinde tek gözlü kraldır
hepsi bilgisiz olan bir çevrede azıcık bilgisi bulunan başa geçer.
körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz
istenilen şey fazlasıyla elde edildi.
körün istediği bir göz, iki olursa ne söz
istenilen şey fazlasıyla elde edildi.
körün istediği iki göz, biri ela biri boz
istenilen şey fazlasıyla elde edildi.
körün yanına varırsan, sen de bir gözünü kapa
birtakım eksiklikleri bulunan bir kimsenin yanında ona eksikliğini sezdirip onu mutsuz edecek davranışlardan kaçınılmalıdır.
kös dinleyen, davula kulak vermez
başından büyük olaylar geçmiş kişi küçük dertleri sorun etmez.
köşe taşı köşede yakışır
değerli kimselerin önemli mevkilerde bulunması gerekir.
köseyle alay edenin top sakalı kara gerek
başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır.
kötü haber tez duyulur
ölüm gibi kötü haber çabuk yayılır.
kötü komşu insanı hacet sahibi eder
kötü komşu kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez, emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır.
kötü söyleme eşine, ağı katar aşına
ilişkide bulunduğun kimseleri sözlerinle incitme, kötüleme ki onlar da sana daha büyük kötülük yapmasınlar.
kötü söz insanı dininden çıkarır
gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.
kötülük her kişinin kârı, iyilik er kişinin kârı
iyiliğe karşı iyiliği herkes yapabilir, önemli olan kötülüğe karşı iyilik yapabilmektir.
kötürümden aksak, hiç yoktan torlak yeğdir
kusurlu da olsa bir şeyin elde bulunması, hiç bulunmamasından daha iyidir.
koy avucuma, koyayım avucuna
bize yardımda bulunan, yarar sağlayan kişiye biz de yardımda bulunur, yarar sağlarız.
köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der
kişi bir işi yapmak istemezse doğrudan doğruya yapmam demez de birtakım gerekçeler ileri sürerek bunu gerçekleştirmenin olanağı bulunmadığını söyler.
köylünün kahve cezvesi karaca amma sürece
köylünün kahve cezvesi gösterişsizdir ama konukları ağırlamak için sürekli olarak kaynar.
koyma akıl, akıl olmaz
hep başkalarının verdiği akılla hareket eden kimse, bir yere kadar başarılı olur, daha sonra ne yapacağını bilemez.
koyun can derdinde, kasap yağ derdinde
bir kişi önemli bir kaybından dolayı çırpınıp kıvranırken başka bir kişi bu durumdan ne kadar çok yararlanabileceğini düşünür.
koyun güden kurdu görür
görevini yaparken gereken dikkati gösteren kişi, doğabilecek sorunları sezer.
koyunu yüze yetir, el onu bine yetirir
kimi insan, başkaları hakkında abartarak konuşmaya bayılır.
