Neler yeni

Bilgilendirme

Sitemizdeki dosyaları indirebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız. (E-posta adresinize onay kodu geleceğinden geçerli bir e-posta adresi girmeyi unutmayınız.)

Üyelikte sorun yaşayan kullanıcılarımız mustafaaygun@gmail.com ‘a e-posta atarak yardım alabilirler.

ÜYE OL

HER ÇOCUK ÖZELDİR - Skeç

kubilayoral

Moderator
Yönetici
Katılım
12 Ocak 2018
Mesajlar
151
Beğeniler
1,809
#1
HER ÇOCUK ÖZELDİR
(YAZAN: Kubilay ORAL)

I. SAHNE

(Zeynep öğretmen sınıfa girer. Çocuklar gürültü yaparken birden susarlar. Önde üstü başı kötü olan bir öğrenci vardır.)

ÖĞRETMEN – Giray, geçen hafta sözlüde sende kalmıştık sanırım. Gel bakalım evlat. (Giray tahtaya çıkar) Fırıncıya bir buçuk milyon lira verdin. Geri kaç lira alacaksın?

GİRAY (Düşünür gibi yapar.) – Hiiç!

ÖĞRETMEN – Nasıl hiç?

GİRAY – Öğretmenim, benim babam fırıncıdır. Biz ekmeğe para vermeyiz.

( Öğrenciler güler.)

ÖĞRETMEN ( Gülümseyerek ) – Öyle olsun... Peki, şu soruyu yanıtla. Beş tane iki kaç eder.

GİRAY ( Düşünür.)

ÖĞRETMEN – Oğlum, siz her hafta çarşıya yumurta götürüp satmıyor musunuz?

GİRAY – Satıyoruz, öğretmenim.

ÖĞRETMEN – İyi düşün! Yumurtaları ikişer ikişer sepete beş sıra dizdiniz.

GİRAY – Öğretmenim, biz yumurtaları sepete ikişer dizmiyoruz ki...

ÖĞRETMEN – Ya, kaçar diziyorsunuz?

GİRAY – Üçer üçer diziyoruz.

ÖĞRETMEN – Öyle olsun! ... Yumurtaları sepete üçer üçer, beş sıra dizdiniz. Hepsi kaç yumurta eder? Çarp bakalım.

GİRAY Çarpamam öğretmenim.

ÖĞRETMEN – Neden çarpamazmışsın?

GİRAY – Çarparsam, yumurtalar kırılır da ondan...

ÖĞRETMEN – Bir soru daha! Bakalım, bunu nasıl yanıt vereceksin? On parmaktan on çıktı, kaç kalır?

GİRAY – On parmaktan on çıktı, yine on kalır, öğretmenim!

ÖĞRETMEN (Şaşarak) – Nasıl, yani?

GİRAY (Koşarak oturduğu sıraya gider. Çantasından bir çift eldiven çıkarır. Parmaklarına geçirir. Sonra eldivenleri parmaklarından çıkararak.) – İşte böyle öğretmenim... On parmaktan on çıktı, yine on kalır...

( Öğrenciler güler.)

ÖĞRETMEN (Gülerek Giray’a yaklaşır. Tombul yanaklarından okşayarak) – Çocuklar, Arkadaşınız ne güzel buluşlar yaptı, değil mi?

ÇOCUKLAR: Eveet, öğretmenim!

ÖĞRETMEN – Tamam Giray otur bakalım. Sen Ali yine sünepe gibi gelmişsin okula. Olum kendini toplasana biraz. Bu ne hal! Ödevini yaptın mı?

ALİ: (Kafasını sallar.)

ÖĞRETMEN – Artık çok oluyorsun sen. Geç tahtaya bekle. (Çocuğu yakasından tutar götürür.)

AYŞE: Öğretmenim Ali neden çok pis kokuyor.

ÖĞRETMEN – Yıkanmazsa insan öyle olur tabii ne olacak.

AYŞE: Bir de sürekli beslenme saatlerinde bizden ekmek istiyor öğretmenim. Bir şey söyleyin şuna.

ÖĞRETMEN – Tamam kızım ben ilgileneceğim siz işinize bakın.

(Zil çalar ve öğrenciler çıkar. O sırada müdürü gören Zeynep öğretmen sorar.)

ÖĞRETMEN: Hocam kolay gelsin. Bu Ali’nin durumu nedir. Çocuklardan şikayet var, ödevlerini yapmıyor ve öz bakım konusunda sıkıntıları var.

MÜDÜR: Hiç sormayacaksınız sandım hocam. Durun size Ali’nin dosyasını getireyim.

(Müdür uzaklaşır ve elinde dosya ile gelir.)

ÖĞRETMEN: (Kendi kendine) Allah Allah, neden öyle söyledi ki müdür. Bilmem gereken bir şey mi vardı acaba. Ama ben geleli birkaç ay oldu nereden bilebilirim ki.

MÜDÜR: Buyurun Zeynep Hocam. Bu Ali’nin dosyası. Sizden önceki öğretmenlerin görüşleri içinde açıp okuyun lütfen.

ÖĞRETMEN:

Birinci sınıf: “Ali zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır. Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu… Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu…”

Anlamadım. Burada Ali’nin 1. sınıfta gayet başarılı olduğu yazıyor.

MÜDÜR: Devam edin lütfen.

ÖĞRETMEN:

İkinci sınıf: “Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen, fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor..”

Üçüncü sınıf: “Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek.“

Aman Allah’ım. Yani Ali o yüzden mi böyle.

MÜDÜR: Hiçbir öğrenci durduk yere başarısız olmaz Zeynep Hocam. Ali çok iyi bir öğrenciydi ama sonradan bu hale geldi. Devam ederseniz anlayacaksınız.

ÖĞRETMEN:

Dördüncü sınıf öğretmenine: “Ali içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.”

Şimdi anlıyorum. Aman Allah’ım ben ne yaptım böyle. (Müdüre dönerek) Ben çok kötü oldum, müsaadenizle çıkmak istiyorum.

MÜDÜR: Tabii hocam. Yarın öğretmenler günü zaten çıkabilirsiniz. İyi akşamlar.

II. SAHNE

(Sınıfta çocuklar öğretmenine aldıkları hediyelerden bahsetmektedirler)

AYŞE: Bak bu kalemi görüyor musun? Dünyanın parasını verdik. Öğretmenime en değerli hediyeyi ben aldım.

MEHTAP: Hiç de bile ben çok güzel kokan bir parfüm aldım. Öğretmen onu çok beğenecek.

AYŞE: Ali ne aldın len. Çiçek toplasaydın bağdan bahçeden.

(Mehtap kahkaha atar.)

MEHTAP: Aman Ayşe ne alacak bu uyuz. Sen de şununla muhatap oluyorsun.

(Öğretmen girer.)

ÖĞRETMEN: Çocuklar merhaba, oturun.

MEHTAP: Öğretmenim bugün Öğretmenler Günü size hediye aldık verebilir miyiz?

ÖĞRETMEN: Ne gerek vardı çocuklar, mademki aldınız verin bakalım.

(Sırayla öğretmenler gelir. En son ali çekingen bir halde gelir ve gazeteye sardığı hediyesini verir. Hediye kırık bir kolye ve yarım bir parfüm şişesidir.)

(Ali’nin hediyesinin içine bir kart vardır. Bu kartı eline alır ve okur.

AYŞE: Öğretmenim şunun size aldığı hediyeye bakın. Öğretmene bu mu alınır?

ÖĞRETMEN: Düzgün konuş kızım. Hediyenin iyisi kötüsü olmaz. Ben hediyeleri dolabıma koyup geleyim.

(Öğretmenler odasına giderken müdürü görür.)

MÜDÜR: Merhaba hocam. Nasılsınız bugün. Toparladınız mı kendinizi?

ÖĞRETMEN: Hocam bunları Ali getirmiş bana. İçinde de bu kart var.

MÜDÜR: “Öğretmenim ben sizi çok seviyorum ve anneme benzetiyorum. Bu nedenle annemden kalan son şeyleri size getirdim. Ne olur bana kızmayın. “

(Öğretmen ağlamaklı olur. Hemen kolyeyi takar, parfümü sıkar ve sınıfa girer.)

ÖĞRETMEN: Teşekkür ederim çocuklar hediyeler için. Beni çok duygulandırdınız. Ancak en çok Ali’nin hediyesini sevdim. Ali oğlum bu kolyeyi ömrüm boyunca saklayacağım.

(Ali sadece gülümser. Zil çalar, Ali öğretmeninin yanına gelir.)

ALİ: Öğretmenim bugün annem gibi koktunuz.

(Öğretmen sarılır, ağlar.)

III. SAHNE

MÜDÜR: Arkadaşlar bugün Zeynep Hocamızın emekliliğini kutlamak ve ona veda etmek için burada bulunuyoruz. Kendisi 12 yıl okulumuzda görev yaptıktan sonra emekli oluyor. Kendisine emekleri için teşekkür ediyoruz.

ÖĞRETMEN: Ben sizlere teşekkür ediyorum.

(Bu arada odaya bir postacı girdi ve Zeynep Hoca’ya mektubu uzattı. Zeynep Hoca açıp okudu.)

ALİ: Hocam ben Ali. Umarım beni unutmamışsınızdır. Uzun yıllar size yazmadım, çekindim. O gün bana gösterdiğiniz anne şefkatinden sonra sizden daha iyi öğretmen tanımadım ve sizi hiç unutmadım. Sizin yolunuzdan giderek öğretmen oldum. Size şunun için yazıyorum. Geçen sene harika birisi ile tanıştım. Bir ay sonra düğünüm var. Babamı da geçen sene kaybettiğim için kimsem yok. Annelerin oturduğu koltuğa siz oturur musunuz?

(Zeynep öğretmen Ali’nin hediye ettiği kolyeyi boynundan çıkarır, öper ve ağlar.)

-SON-​
 
Üst Alt