Atasözleri Konu Anlatımı (6. Sınıf)

92
6-sinif-atasozleri

Atasözleri

Atasözü: Deneyimlere, gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş öğüt verici nitelikteki sözlerdir.



Atasözlerinin Özellikleri

  • Atasözleri, anonimdir yani söyleyeni belli olmayan sözlerdir.

“Yolcu yolunda gerek..” Bu sözü ilk kimin söylediği belli değildir. Artık halkın ortak malı olmuştur.


  • Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Bu yüzden atasözünü oluşturan sözcüklerin yerine bu sözcüklerin eş anlamlıları ya da yakın anlamlıları getirilemez, sözcüklerin yerleri değiştirilemez.

Denize düşen yılana sarılır. (Doğru)

Göle düşen yılana sarılır. (Yanlış)

Yılana sarılır denize düşen. (Yanlış)


  • Atasözleri cümle şeklindedir ve mutlaka bir öğüt içerir.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa.

Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.


  • Atasözlerinden bazıları aynı anlama gelir.

Mum dibine ışık vermez & Terzi kendi söküğünü dikemez.

Körle yatan şaşı kalkar. & Üzüm üzüme baka baka kararır.


  • Atasözlerinden bazıları zıt anlamlıdır.

Fazla mal göz çıkarmaz. & Azıcık aşım, kaygısız başım.

İyilik eden iyilik bulur. & İyilikten maraz doğar.


  • Atasözleri, anlam özellikleri açısından üç bölümde ele alınır:

a. Gerçek Anlamlı Atasözleri: Tüm sözcüklerin gerçek anlamında kullanıldığı sözlerdir, mecazlı bir ifadeye yer verilmez.

Aç ne yemez, tok ne demez.

Az söyle çok dinle.

Dost ile ye, iç; alışveriş etme.

Zorla güzellik olmaz.


b. Mecaz Anlamlı Atasözleri: Sözcüklerden en az birinin gerçek anlamı dışında kullanıldığı sözlerdir.

Minareyi çalan, kılıfını hazırlar. (“Minare” büyük yolsuzluk, “kılıf” da bahane anlamında kullanılmıştır.)

Dost acı söyler. (Acı söylemek, ifadesi mecaz yapmıştır.)

Acele işe şeytan karışır. (Şeytan karışır, ifadesi mecaz yapmıştır.)

Umut fakirin ekmeğidir. (Umut, fakirin ekmeğine benzetildiği için mecaz anlamlıdır.)


c. Hem Gerçek hem Mecaz Anlamlı Atasözleri: İki anlama da gelebilecek şekilde kullanılan sözlerdir.

Atılan ok geri dönmez.

Birinci anlam, atılan bir okun geri dönmesi imkânsızdır.

İkinci anlam, iyi düşünmeden yaptığımız işlerden pişman olarak geri dönmek isteriz ama artık iş işten geçmiştir.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Ağaç yaş iken eğilir.

Bal tutan parmağını yalar.